<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Dikkat! Başörtülü!</title>
	<atom:link href="http://kapalihesap.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kapalihesap.wordpress.com</link>
	<description>Baş-kaldıran güncellik!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 13 Nov 2008 15:06:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='kapalihesap.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Dikkat! Başörtülü!</title>
		<link>http://kapalihesap.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://kapalihesap.wordpress.com/osd.xml" title="Dikkat! Başörtülü!" />
	<atom:link rel='hub' href='http://kapalihesap.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Başörtülüler Türkiyenin Zencileri</title>
		<link>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/basortululer-turkiyenin-zencileri/</link>
		<comments>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/basortululer-turkiyenin-zencileri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 15:06:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kapalihesap</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtü Hisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncellik]]></category>
		<category><![CDATA[Merve Kavakçı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kapalihesap.wordpress.com/?p=93</guid>
		<description><![CDATA[Başörtülü olduğu için önce Meclis’ten sonra vatandaşlıktan atılan Merve Kavakçı Obama’nın Başkan seçilmesini 8 Sutun‘a değerlendirdi. İşte Kavakçı’nın çarpıcı açıklamaları. Ahmet OCAKLI Barack Obama’nın ABD Başkanı seçilmesinin ardından değişik yorumlar yapıldı ve Türkiye’nin de zencilerinin olduğu söylendi. Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök tartışmalara yol açan bir yazı yazdı ve “Bir Kürt’ü seçer misiniz” sorusunu sordu. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=93&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="mervekavakçı" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2008/11/mervekavakci.jpg?w=243&#038;h=190&#038;h=168" alt="" width="243" height="168" />Başörtülü olduğu için önce Meclis’ten sonra vatandaşlıktan atılan Merve Kavakçı Obama’nın Başkan seçilmesini 8 Sutun‘a değerlendirdi. İşte Kavakçı’nın çarpıcı açıklamaları.<br />
<strong>Ahmet OCAKLI</strong></p>
<p>Barack Obama’nın ABD Başkanı seçilmesinin ardından değişik yorumlar yapıldı ve Türkiye’nin de zencilerinin olduğu söylendi. Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök tartışmalara yol açan bir yazı yazdı ve “Bir Kürt’ü seçer misiniz” sorusunu sordu. Ancak Türkiye’nin en büyük zenci grubunu başörtülüler oluşturuyor. Daha bir kaç gün önce Manisa’da asker oğullarının yemin törenine katılmak isteyen başörtülü anneler ‘40 yaşının üzerindekiler ve altındakiler’ <span id="more-93"></span>olarak kategorize edildi. 40 yaşın altında olanlar tören alanına alınmadı ve Türkiye’nin değişik yerlerinden o mutlu anı görmek için Manisa’ya gelen anneler telörgülerin ardından göz yaşları içerisinde çocuklarının yemin törenini izlemek zorunda bırakıldı. Anneleri telörgülerin ardında kalan mehmetçikler ise, “…askerliğin namusunu Türk Sancağının şanını canımdan aziz bilip icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda seve seve hayatı- mı feda eyliyeceğime ant içerim” yeminini etti.</p>
<blockquote><p><strong>KAVAKÇI: BAŞÖRTÜLÜLER TÜRKİYE’NİN ZENCİLERİ</strong></p></blockquote>
<p>1999 Seçimlerinde İstanbul milletvekili seçilen ancak başörtülü olduğu gerekçesiyle Meclis’te yemin ettirilmeyerek vatandaşlıktan atılan Merve Kavakçı 8 SUTUN’a konuştu. Başörtülü kadınların Türkiye’nin zencileri olduğunu söyleyen Kavakçı, Obama’nın ABD Başkanı seçilmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi. ABD’de siyahların 1950′lerde gördüğü muamelelere dikkat çeken Kavakçı, o günlerde zencilerin büyük hakaretlere maruz kaldığını hatırlattı ve Obama’nın seçilmiş olmasının o günlerin geriye gelmeyeceğinin bir göstergesi olduğunu söyledi.<br />
<strong><br />
OBAMA UMUDU TEMSİL EDİYOR</strong></p>
<p>Obama’nın aynı zamanda umudu temsil ettiğini söyleyen Kavakçı, “Demekki o gunler geride bırakilabiliyor, milletler gecmiste sorumlu olduklari yuz kizartici tavırlarından bir gün geliyor arınabiliyorlar.” dedi.<strong> “Hic bir sey sonsuz ve daimi degildir”</strong> diyen Kavakçı, başörtülü kadınlarında bir gün kendi ülkelerinde hak ettikleri mevkilere hiç bir engelle karşılaşmadan gelebileceklerini ifade etti. Barack Hüseyin Obama’nın bütün aşağılanma ve ezilmişliklerin ardından ABD Başkanlığı’na seçilmesinin bütün ezilenler için bir umut olduğunun altını çizen Kavakçı, <strong>“Bir gun bizim ruyamiz da gerceklesecek buna hic suphem yok ve biz basortulu kadinlar da dini inancimiz ve kiyafetimizle degil de, Martin Luther King’in ifadesiyle karakterimizin muhtevasiyla degerlendirilecegiz. Buna hic suphem yok.” </strong>diye konuştu.</p>
<p><a href="http://habermerkezi.wordpress.com/2008/11/11/merve-kavakci-basortululer-turkiyenin-zencileri/">tıkla</a></p>
<p><a href="http://www.mervekavakci.net/icsayfa/foto.asp?name=foto">Merve Kavakçı Çalışmaları</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kapalihesap.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kapalihesap.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kapalihesap.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kapalihesap.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kapalihesap.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kapalihesap.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kapalihesap.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kapalihesap.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kapalihesap.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kapalihesap.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kapalihesap.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kapalihesap.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kapalihesap.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kapalihesap.wordpress.com/93/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=93&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/basortululer-turkiyenin-zencileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9367768d51e47815dac71343b8a08a2a?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">kapalihesap</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2008/11/mervekavakci.jpg?w=290&#38;h=190" medium="image">
			<media:title type="html">mervekavakçı</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Unutulmayan başörtü işkencesi: İkna Odaları</title>
		<link>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/unutulmayan-basortu-iskencesi-ikna-odalari/</link>
		<comments>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/unutulmayan-basortu-iskencesi-ikna-odalari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 14:44:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kapalihesap</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtü Hisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Güncellik]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Ropörtajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Ramazanoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kapalihesap.wordpress.com/?p=90</guid>
		<description><![CDATA[28 Şubat&#8217;ın en acı, en vahşi hatırası ikna odaları&#8230; Ergenekoncu Kemal Alemdaroğlu ile CHP&#8217;li Nur Serter&#8217;in projesinden geçenlerin çektikleri yazıya döküldü roman oldu&#8230; “Pencereyi açtı. Çocuklar hiç sakınımsız pervasızca kayıyorlar. O da böyle geçirmişti çocukluğunu. Şu çok uzun süren çocukluk hastalığı bu yüzdendi. Ailesinin onu kırmadan incitmeden ama artık biraz sertleşen bir tonda başını açmasını [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=90&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="yıldız" src="http://timeturk.com/images/news/21145.jpg" alt="" width="210" height="172" />28 Şubat&#8217;ın en acı, en vahşi hatırası ikna odaları&#8230; Ergenekoncu Kemal Alemdaroğlu ile CHP&#8217;li Nur Serter&#8217;in projesinden geçenlerin çektikleri yazıya döküldü roman oldu&#8230;</p>
<p><em>“Pencereyi açtı. Çocuklar hiç sakınımsız pervasızca kayıyorlar. O da böyle geçirmişti çocukluğunu. Şu çok uzun süren çocukluk hastalığı bu yüzdendi. </em></p>
<p><span id="more-90"></span></p>
<p><em>Ailesinin onu kırmadan incitmeden ama artık biraz sertleşen bir tonda başını açmasını okula devam etmesini istediğini biliyordu. Onların daralmaları Nermin’i döndüremedi ağır kararından. Her çağ denilişinde çan gibi çınlayan çağdaşlık uzağındaydı artık. Hiç değilse şimdilik bu ne olduğu tam da belli olmayan kariyer yarışından, hoşgörülmek ve bir yer edinmek için yaftayı kabullenip aşağılanmayı kabul etmekten, göze girmek için şekilden şekle girme illetinden kurtulmuştu. Çağdaşlarımın kim olduğunu özgürce seçerim böylelikle, ancak her çağın erdemlileriyle çağdaşlık kurabilirim diye düşündü.”<!--more--></em></p>
<p>Rejimle gelen yasak, duvarlar arasında meşrulaştırılmaya çalışıldı. Bu odadan geçenler hep, farklı yaşadı, farklı düşündü, farklı algıladı. Okumakla &#8211; Allah&#8217;ın emri arasında kalan taze zihinler postal korkusu altında tercihlerini yaprak ya tamam dediler ya da…</p>
<p>Şimdi, &#8220;Ergenekon Terör Örgütü&#8221; yönetim kademesinde yer almaktan dolayı tutuksuz yargılanan (Ki bu serbstlik sağlık sebepleri ve yaşından dolayıdır) Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu ile Ergenekon&#8217;a açıkça destek veren CHP milletvekili Nur Serter&#8217;in icadı olan &#8216;ikna odaları&#8217;, akademik bir incelikle tasarlanmış modern bir psikolojik işkence metodu olarak tarihe geçti.</p>
<p>O günlerden bugüne 10 yılı aşkın süre geçti. İkna odalarına şeklen kilit vurulsa da, baskı ve yasak olanca feciliği ile devam ediyor. Son bir umutla yapılan anayasa düzeltmesi demokrasiyi tabiri caizse direkten döndürürken, yasağın kalkma umutları ise zamansızlığa ötelendi.</p>
<p>Problem halen can yakıcı haliyle sürerken, sıkıntıları konuşabilmek için insani bir dil üretmek gerekiyor. Süreci bizzat gözleyen aktivist yazar Yıldız Ramazanoğlu bu odadan geçip hayatları binbir parçaya bölünen üç arkadaşın öyküsünü çok katmanlı bir şekilde anlatıyor. 2004 yılında basılan İkna Odası bu günlerde Timaş&#8217;tan yeni baskısını yaptı&#8230;</p>
<p>Nermin, Seher ve Nuray… Coşku dolu hayalleler kazandıkları üniversitenin kayıt kuyruklarından &#8216;ikna odalarına&#8217; alınan, kendi varoluş hakikatleri ile gelecek kaygıları arasında bir seçim yapmaya zorlanan yüzlerce genç kızdan üçü sadece&#8230;</p>
<p>Yıldız Ramazanoğlu hayatları binbir parçaya bölünen üç arkadaşın öyküsünü incelikli bir bakışla sunuyor. Bir sosyal meseleyi edebiyatın konusu yapmayı, sadece başörtüsü yasaklarıyla sınırlı kalmayan kadın sorunlarını dünya kadar açılıma sahip bir insanlık durumu olarak çizmeyi ustalıkla başaran Ramazanoğlu&#8217;nun ikna odasındaki kahramanları birçok yüzleriyle görebiliyoruz. Üniversitedeki başörtüsü yasağı çerçevesinde gelişen olaylar ve iç çatışmaların yanı sıra kadın hareketinin gündemine girmiş başka pek çok motif de satırlar arasında uç veriyor. Bu da eseri tek boyutlu, tarafgirlikten kurtarıyor. Yıllarca kadın hakları diye feryad edenlerin, hemcinslerinin kendi dünyalarına hapsedilmesi zulmüne sessiz kalmalarına, hatta yasak için yeni açılımlar getirenlere göndermeler yapan bu romanda başörtüsü yasakları ve diğer kadın sorunlarının insani düzlemde konuşulabilinmesine dair farklı bir direniş hali anlatılıyor.</p>
<p><strong>Ersin Çelik / Haber 7</strong></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kapalihesap.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kapalihesap.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kapalihesap.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kapalihesap.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kapalihesap.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kapalihesap.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kapalihesap.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kapalihesap.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kapalihesap.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kapalihesap.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kapalihesap.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kapalihesap.wordpress.com/90/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kapalihesap.wordpress.com/90/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kapalihesap.wordpress.com/90/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=90&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/unutulmayan-basortu-iskencesi-ikna-odalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9367768d51e47815dac71343b8a08a2a?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">kapalihesap</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://timeturk.com/images/news/21145.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">yıldız</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Başörtülü kadın, mücadelesinde yalnız bırakıldı</title>
		<link>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/basortulu-kadin-mucadelesinde-yalniz-birakildi/</link>
		<comments>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/basortulu-kadin-mucadelesinde-yalniz-birakildi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 11:30:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kapalihesap</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtü Hisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Güncellik]]></category>
		<category><![CDATA[Ropörtajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kapalihesap.wordpress.com/?p=83</guid>
		<description><![CDATA[12 Eylül ihtilali ile bazı hak ve özgürlükler geri alınırken, ‘başörtüsü’ kullanma özgürlüğü de, o günden sonra ciddi anlamda darbe yedi. Zaman zaman yeni düzenlemeler yapılsa da hep bir adım ileri atılırken, iki adım geri çekilmek zorunda kalındı. Prof. Dr. Elisabeth Özdalga İşte bu süreci ve sosyolojik seyrini, ‘Modern Türkiye’de Başörtüsü’ konulu çalışmasıyla inceleyen Prof. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=83&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="başörtüsü" src="http://timeturk.com/images/news/19260.jpg" alt="" width="255" height="177" />12 Eylül ihtilali ile bazı hak ve özgürlükler geri alınırken, ‘başörtüsü’ kullanma özgürlüğü de, o günden sonra ciddi anlamda darbe yedi.</p>
<p>Zaman zaman yeni düzenlemeler yapılsa da hep bir adım ileri atılırken, iki adım geri çekilmek zorunda kalındı.</p>
<p><span id="more-83"></span></p>
<p><em>Prof. Dr. Elisabeth Özdalga</em></p>
<p><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/21111.jpg" alt="" width="110" height="130" /></p>
<p>İşte bu süreci ve sosyolojik seyrini, ‘Modern Türkiye’de Başörtüsü’ konulu çalışmasıyla inceleyen Prof. Dr. Elisabeth Özdalga, kitabın yayınlandığı 1998 yılı ile çevirisinin yapıldığı bugün gelinen nokta arasındaki farklılıkları da gözler önüne seriyor. “On sene önce bu sorun barışçı ve demokratik yollardan çözüme kavuşabilir diye daha iyimserdim. Ama o iyimserlik bir çeşit naifliğe dayanıyormuş.” diyen Özdalga, şimdi tamamıyla bir değişiklikten bahsediyor. Ona göre Türkiye’de devletin yapısı değişmedikçe, yani otoriter devletten demokratik devlete geçiş sağlanmadıkça bu sorun çözülmeyecek. Yaşanan 28 yıllık yasaklar sürecinden 12 Eylül darbesini sorumlu tutuyor Özdalga. Çünkü, 12 Eylül rejiminin idrak edebileceğimizden daha derin boyutları var. Devleti kendi kontrolü altında tutmak isteyen anti-demokratik çevreler de daha güçlü ve inatçı çıktılar. Sadece 12 Eylül’ü günah keçisi yapmak da yetmez. Ona göre, başörtülü kadınlar birey olarak bunun için mücadele ederken, hem İslamcı camia tarafından hem de kadın haklarını savunan feministler tarafından yalnız bırakıldılar.</p>
<p><strong>10 yılda bir arpa boyu yol alınamadı, Başörtüsünde başa sardık</strong></p>
<p>12 Eylül 1980 ihtilali, pek çok alanda hak ve özgürlükleri ortadan kaldırırken sonuçları günümüzde de devam eden uygulamaları beraberinde getirdi. Bu tarihten beri, 28 yıldır farklı ivmelerle süren başörtüsü yasağının önüne geçmek isteyen düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilince yine aynı noktaya döndük. Bu kısırdöngüyü, geçen zamana rağmen çözümsüzlük ve artan umutsuzlukla birlikte yansıtan Prof. Dr. Elisabeth Özdalga, başörtüsü sorununun ikna yoluyla çözüleceğini düşünmenin naiflikten kaynaklı bir iyimserlik olduğunu düşünüyor. Ancak otoriter devletten demokratik devlete geçişte, yani topyekûn bir demokratikleşme ile sorunun çözüleceğine inanıyor. Özdalga ile, ‘Modern Türkiye’de Başörtüsü Sorunu’ (Ufuk Kitapları) kitabının aradan on yıl geçtikten sonra Türkçe’ye çevrilmesiyle, süreç içindeki değişimi konuştuk.</p>
<p><strong>Başörtüsü sorununun ‘ikna yoluyla çözülebileceği’ yönündeki iyimser düşüncenizden neden vazgeçtiniz? Geriye dönük olarak baktığımızda size bunun olmayacağını ne gösterdi?</strong></p>
<p>12 Eylül rejiminin benim düşündüğümden veya idrak edebildiğimden daha derin boyutları var gibi görünüyor. Devleti kendi kontrolü altında tutmak isteyen anti-demokratik çevreler daha güçlü ve inatçı çıktı.</p>
<p><strong>Başörtüsü sorununun derin iktidar ilişkilerine bağlı bir sorun olduğunu söylüyorsunuz, bunu son AKP örneğinde olduğu gibi iktidarlar çözemezse, hangi derin iktidar veya derin ilişkilerden bekliyoruz?</strong></p>
<p>Başörtüsü sorunu Türkiye’deki demokrasi mücadelesine bağlı. Burada geniş anlamda, bütün değişik grupları kapsayan bir demokratikleşmeden bahsediyorum. Böyle bir amaca ulaşmak için bütün sivil güçler, siyasi partiler başta olmak üzere, el ele vermeleri lazım. Değişik siyasi grupların, değişik konularda farklı görüşleri olabiliyor, zaten demokrasi icabı rekabet içinde olmaları gerekiyor. Ama demokrasi ve sivilleşme konularına gelince birlikte hareket etmeleri gerekiyor. Burada CHP üzerine düşen görevi hiç yapmadı. Yani demokrasi mücadelesinin yanında yer almadı. Tam tersine karşı çıkıyor.</p>
<p><strong>Çalışmayı yaptığınız yıllarda hem İslam’ın radikalizm anlamında daha baskın olduğu ve bunun karşıtlarının da daha baskın olduğu bir dönemdi. Bugünkü gelişmeyi nasıl yorumluyorsunuz? Değerlerden veya dünya görüşlerinden bir uzaklaşma mı yoksa daha anlama ve saygı gösterme çabasına dönük bir değişim mi?</strong></p>
<p>Refah Partisi zamanında da fazla bir İslami radikalizm yoktu. Sayın Erbakan’ın üslubu bazen aşırıya kaçabiliyordu, ama siyaseti demokrasi kurallarına göre sürdürüyordu. Ancak ülkeyi yönetmek açısından Refah Partisi, AKP kadar başarılı değildi. Refah Partisi’yle olan sorunları bu konulara, bağlamak lazım.</p>
<p><strong>Türkiye’deki değişimi, antropolog Ernest Gellner’in açıklamasıyla halk İslam’ından kitabi İslam’a değişim olarak sunuyorsunuz. Gerçekten kaynaklara ve öze dönüş var mı?</strong></p>
<p>Gayet tabii, eğitim seviyesi artınca insanlar genellikle kendileriyle ilgili kararları daha bilinçli alabiliyor. Daha sağlam temeller üzerinde hayatlarına şekil vermek istiyorlar. Aynı zamanda kendi savundukları değerlerinin temellerini de irdelemek istiyorlar. Sadece hocaların söyledikleriyle yetinmiyorlar. Kendileri de daha iyi bilgi sahibi olmak istiyorlar. Bu çoğu konularda böyle, dini konular dahil.</p>
<p><strong>Sosyologların, ilahiyatçıların ve bilim adamlarının yaptıkları araştırmalarda toplumda dindarlaşmanın olduğu söylenir. Peki dindarlaşma gerçekleşirken bunun görünür bir yönü olan başörtüsü neden kabul görmüyor?</strong></p>
<p>Herkes daha dindar olmuyor. Belli kesimlerde öyle oluyor. Modern, şehir hayatıyla birlikte yaşanan dindarlık daha görünür hale gelince, başörtüsü konusunda olduğu gibi, o gelişmelerden rahatsız olanlar da ortaya çıkıyor, hoşnutsuzluklarını daha açık bir şekilde dile getirmeye başlıyorlar. Bu, değişik gruplar arasındaki ilişkilere dayanan bir problematik.</p>
<p><strong>Süreç içinde başörtüsü sorununa ve bu sorunu yaşayan kadınlara, İslamcı camia ve bu camianın erkekleri ne kadar sahip çıktı? Eğitimci, işveren aile büyüğü olarak&#8230;</strong></p>
<p>Kısmen sahıp çıktılar. Ama sadece kısmen. Biliyorsunuz birçok kadın bu mücadeleyi tek başına, hem de ailesine ve çevresine karşı sürdürdü. Bir de diğer çevrelerden de, laik veya feminist diyelim, yeteri kadar destek alamadılar. Bu da üzücü bir şey tabii.</p>
<p><strong>Siz başörtüsü sorununun çözümünde güçlü bir devlete ihtiyaç duyulacağını söylüyorsunuz. Güçlü bir devlet demokratik yollardan bunu nasıl çözer, sizce çözüm yolu nasıldır?</strong></p>
<p>Güçlü devlet, otoriter, baskıcı devlet demek değil. Güçlü devlet, gücünü halka dayanarak, halkın ihtiyaçlarını karşılayarak alır. Uzun vadede en güçlü devlet, demokratik kurallara bağlı, halka dayanan devlet olur.</p>
<p><strong>Bu demokratik devlet başörtüsü sorununu çözdüğünde paralel olarak hangi sorunları da çözmüş olur?</strong></p>
<p>Demokratikleşme işin asıl ve temel sorunu. Başörtüsü sorunu, Kürt sorunu, Alevilerle ilgili sorunlar bu daha geniş sürecin birer parçası. Bütün bu konuların ve sorunların birbirine bağlı olduğunu hatırlamak lazım. Bu sorunlara bir de yeni ve sivil anayasa, AB ile entegrasyon gibi konuları da eklemek lazım. Bu makro düzeydeki siyasi konular başörtüsü sorunundan ayrı değil. Hepsi birbirlerine bağlı.</p>
<hr /><strong>İyimser mi olayım kötümser mi, tam karar veremiyorum</strong></p>
<p><strong>Çözümün yakın bir gelecekte mümkün olacağını düşünüyor musunuz, böyle bir Türkiye var mı sizin ufkunuzda?</strong></p>
<p>Keşke bu kitabı on sene aradan sonra bir daha yayınlamak için ihtiyaç duyulmasaydı! Keşke bu sorun sadece tarih kitaplarına ait olsaydı. Doğru, on sene önce bu sorun barışçı ve demokratik yollardan çözüme kavuşabilir diye, daha iyimserdim. Ama o iyimserlik bir çeşit naifliğe dayanıyormuş. Bugün otoriter ve baskıcı bir devleti muhafaza etmek isteyen çevreler daha çok deşifre oldu. Ergenekon davası vs&#8230; Bu gelişmeler insanı doğrusu ürküten gerçekler. Ama aynı zamanda bunlar kamuoyu tarafından bilinir duruma geldiği için, demokrasi mücadelesi için umut da doğuruyor. Türkiye’de insan, iyimser mi olayım kötümser mi diye tam karar veremiyor.</p>
<p><strong>Emine Dolmacı &#8211; Zaman Pazar Eki</strong></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kapalihesap.wordpress.com/83/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kapalihesap.wordpress.com/83/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kapalihesap.wordpress.com/83/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kapalihesap.wordpress.com/83/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kapalihesap.wordpress.com/83/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kapalihesap.wordpress.com/83/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kapalihesap.wordpress.com/83/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kapalihesap.wordpress.com/83/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kapalihesap.wordpress.com/83/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kapalihesap.wordpress.com/83/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kapalihesap.wordpress.com/83/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kapalihesap.wordpress.com/83/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kapalihesap.wordpress.com/83/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kapalihesap.wordpress.com/83/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=83&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/basortulu-kadin-mucadelesinde-yalniz-birakildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9367768d51e47815dac71343b8a08a2a?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">kapalihesap</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://timeturk.com/images/news/19260.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">başörtüsü</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.timeturk.com/images_1/news/21111.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Müslüman Saati artık işlemiyor mu?</title>
		<link>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/79/</link>
		<comments>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/79/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 11:21:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kapalihesap</dc:creator>
				<category><![CDATA[1]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Ropörtajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kapalihesap.wordpress.com/?p=79</guid>
		<description><![CDATA[Medyasenfoni adlı romanında sert bir medya eleştirisi yapan Fatma Karabıyık Barbarosoğlu Ahmet Haşim’in tanımladığı Müslüman Saati’nin artık işlemediğini söylüyor. Medyasenfoni’deki sert medya eleştirisi bir roman için ağır bir görev değil mi? ‘Sertlik’ ve ‘ağırlık’ izafi kavramlar. Ağır olduğunu düşünseydim kaleme almazdım. Takip edelim ya da etmeyelim ‘medya zamanı’ içinde kilitli kaldığımızı düşünüyorum. Yaşadığımız şeyler yazdıklarımdan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=79&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="fatma karabıyık" src="http://timeturk.com/images/news/21234.jpg" alt="" width="240" height="184" />Medyasenfoni adlı romanında sert bir medya eleştirisi yapan Fatma Karabıyık Barbarosoğlu Ahmet Haşim’in tanımladığı Müslüman Saati’nin artık işlemediğini söylüyor.</p>
<p><strong><em>Medyasenfoni</em>’deki sert medya eleştirisi bir roman için ağır bir görev değil mi?</strong></p>
<p><strong></strong> ‘Sertlik’ ve ‘ağırlık’ izafi kavramlar. Ağır olduğunu düşünseydim kaleme almazdım. Takip edelim ya da etmeyelim ‘medya zamanı’ içinde kilitli kaldığımızı düşünüyorum. Yaşadığımız şeyler yazdıklarımdan çok daha sert. Fakat yaşarken fark etmediğimiz şeyleri birden bir kitabın satırlarında karşılaşınca ‘sert’ buluyoruz. <span id="more-79"></span>Neden?.. Çünkü bütün bunları geniş bir zaman içinde yaşıyoruz. Oysa okurken daha yekpare bir zaman içindeyiz. Yaşarken fark etmediklerimizi okurken idrak etme sebebimiz bu. Sanatın var olma sebebi de bu aynı zamanda.</p>
<p><strong>MEDYA HERKESE ULAŞIR </strong></p>
<p><strong>Medyanın ulaşıp bulaşamadığı bir birey fikri bir hayalden mi ibaret?</strong></p>
<p><strong></strong> Medyanın ulaşmadığı bir birey yok. Bunu şöyle anlamak mümkün. Diyelim ki perhizkar biri var. ‘Medya zamanı’na karşı tedbirini almış. Televizyon seyretmiyor, gazete okumuyor, radyo dinlemiyor, internet kullanmıyor. Ama bu kişi bile kedini medya zamanından koruyamıyor. Çünkü iletişim içinde bulunduğu insanların zamanı ‘medya zamanı’. Ahmet Haşim <em>Müslüman Saati</em> adlı o vurucu yazısında zamanı alaturka ve alafranga olarak ayırıyordu. Medya zamanı bu ayrımı artık tamamıyla geçersiz kılıyor. Onun için 1980’lere kadar her şeye rağmen ‘Müslüman saati’nin bazılarının dünyasında işlemeye devam ettiğinden bahsedebilirdik. Şimdi o saat tamamen durmuş vaziyette. Olayın vehametini görüp idrak edebildiğimizde bünye kendisini koruyucu antikorları devreye sokacak diye düşünüyorum</p>
<p><strong>Yazı ikliminizde çoğunlukla başörtülü karakterler mi yaşıyor?</strong></p>
<p><strong></strong> Bakınız siz bile soruyu sorarken kafadan, başörtülü bir yazar başörtülüleri yazar klişesine teslimsiniz. Bu sadece sizinle sınırlı bir teslimiyet değil. Muhafazakar kesim başörtüsü meselesini bile başı açıkların daha iyi savunduğunu yazdı. Oysa yazdığım beş öykü kitabı ve üç romandaki kadın karakterlerin kimliği üzerinde durulduğunda başörtülülerin sayı olarak çok az olduğu görülür. Fazla olsa ne olur ayrıca? Bunu ‘Türkiye’nin yazarı’ olup da başörtülüleri kendine hiç kahraman kılmayanlara sormalısınız. Benim sanat anlayışımın temelini yaşadığım zamana ve mekana tanıklığım oluşturuyor.</p>
<p><strong>BAŞKA BİR ALAN KALMADI</strong></p>
<p><strong></strong><strong>Medyanın ‘çirkin erkeklere eşlik eden güzel kadınları’ kullanarak yarattığı empati duygusunu sonuna kadar sömürdüğünü vurguluyorsunuz. Hayatın başka alanlarında da böyle değil mi?</strong></p>
<p><strong></strong> Hayatımızın başka alanı diye bir şey yok diyorum ben <em>Medyasenfoni</em> aracılığı ile. Hatırlayınız önce ekranlar ‘televole kültürü’ne hapsoldu, sonra da ‘televole siyaset’ icat oldu. Önce ekran magazinleşti, sonra siyaset. Siyasilerin rol modelinin ‘magazin ikonları’ olduğu döneme girdik. Seçim kampanyalarını hatırlayın. Deniz Baykal hakkındaki en olumlu haberler vücuduna ne kadar iyi baktığı değil mi?..</p>
<p><strong>Masum değiliz hiçbirimiz </strong></p>
<p><strong>Artık ‘bir kısım medya’ ve diğerleri ayrımı pek yapılmıyor sanki&#8230;</strong></p>
<p><strong></strong> Ben en başından beri hepimizin aynı gemide olduğunu söylüyorum. Gemi su alıyor ve batma tehlikesi herkes için söz konusu. 1980’lerde İslami kesim her şeyin ‘Müslamanca’sını üretmeye çalışıyordu. 90’ların ortalarından itibaren her şey Müslümanlar için anlayışı hakim oldu. Bu akışa teslim olmanın başlangıcı aynı zamanda. Neden 90’ların ortalarından itibaren? Çünkü bu tarih İslami kesimin iktidar ile tanışmasının başlangıcı. İktidar olup muktedir olunamadığı fark edildikçe muktedir olanların dili, protez olarak bünyeye dahil edildi.</p>
<p><strong>Medyasenfoni örgütünün beyni ‘Seyredilebilir her şeyi seyredebiliriz. Önemli olan seyirlik hale gelmemek’ diyor. Bunu açar mısınız?</strong></p>
<p><strong></strong> Gerçek iktidar ‘görünmeden görünmek’ diye düşünüyorum. Çünkü ‘göründüğünüz’ anda denetime ve gözetlenmeye açık hale geliyorsunuz. Onun için büyük gözler kendilerini asla göstermez.</p>
<p><strong>Romanınızla eleştirdiğiniz medyanın yanı sıra böylesi bir dünyanın eşit sorumlusu, hızla yozlaşan toplumlar değil midir?</strong></p>
<p><strong></strong> Bu komplo teorilerinin toplumda uyandırdığı infiali anlatan bir cümle. Romanın esas meselesi de bu. Herkesin bir senaryosunun olduğu bir toplum hiç savaşmadan yenilmiş bir teslimiyet toplumudur. Bu sorunuza fonda bir Sezen Aksu şarkısı eşlik ediyor adeta. ‘Masum değiliz hiç birimiz!’ Masum olmadığımızı fark etmemiz gerekiyor.</p>
<p>(Star)</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kapalihesap.wordpress.com/79/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kapalihesap.wordpress.com/79/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kapalihesap.wordpress.com/79/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kapalihesap.wordpress.com/79/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kapalihesap.wordpress.com/79/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kapalihesap.wordpress.com/79/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kapalihesap.wordpress.com/79/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kapalihesap.wordpress.com/79/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kapalihesap.wordpress.com/79/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kapalihesap.wordpress.com/79/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kapalihesap.wordpress.com/79/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kapalihesap.wordpress.com/79/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kapalihesap.wordpress.com/79/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kapalihesap.wordpress.com/79/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=79&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/79/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9367768d51e47815dac71343b8a08a2a?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">kapalihesap</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://timeturk.com/images/news/21234.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">fatma karabıyık</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ridley: En çok Gazze&#8217;de huzurluyum&#8230;</title>
		<link>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/ridley-en-cok-gazzede-huzurluyum/</link>
		<comments>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/ridley-en-cok-gazzede-huzurluyum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 11:08:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kapalihesap</dc:creator>
				<category><![CDATA[New Müslime's]]></category>
		<category><![CDATA[Ropörtajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kapalihesap.wordpress.com/?p=70</guid>
		<description><![CDATA[Taliban’a esir düşen ve sonra İslam&#8217;ı seçen İngiliz kadın gazeteci Yvonne Ridley&#8217;in müthiş tespiti: &#8216;Taliban yerine İsrail’in eline düşseydim beni kesin öldürürlerdi&#8217; H. SALİH ZENGİN&#8217;in röportajı&#8230; On günün sonunda İslam dinini ve Kur’an-ı Kerim’i önyargısız şekilde inceleme sözü karşılığında serbest kalan Ridley, İslam’ı araştırarak Müslüman olmuştu. Kadın hakları savunuculuğunun yanında savaş karşıtı görüşleriyle de tanınan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=70&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="ridley" src="http://timeturk.com/images/news/22125.jpg" alt="" width="253" height="187" />Taliban’a esir düşen ve sonra İslam&#8217;ı seçen İngiliz kadın gazeteci Yvonne Ridley&#8217;in müthiş tespiti: &#8216;Taliban yerine İsrail’in eline düşseydim beni kesin öldürürlerdi&#8217;</p>
<p><strong><em class="c1">H. SALİH ZENGİN&#8217;in röportajı&#8230;</em></strong></p>
<p>On günün sonunda İslam dinini ve Kur’an-ı Kerim’i önyargısız şekilde inceleme sözü karşılığında serbest kalan Ridley, İslam’ı araştırarak Müslüman olmuştu.</p>
<p><span id="more-70"></span></p>
<p>Kadın hakları savunuculuğunun yanında savaş karşıtı görüşleriyle de tanınan Yvonne Ridley, “Taliban yerine İsrail’in eline düşseydim beni kesin öldürürlerdi. Ebu Garib, Bagram, Guantanamo’yu gördükten sonra Bush’un ‘dünyanın en kötü insanları’ dediği kişiler tarafından tutuklanmama memnun oldum.” demekten de kendini alamıyor. Başörtüsünü ‘muhafız’ ve iş elbisesi diye niteleyen ve bu haldeyken gördüğü saygıyı daha önce hiç görmediğini belirten Ridley, “Türkiye’deki kadınların örtüsüne uygulanan baskı kararı milli bir utançtır. Bu baskı, Batı’yı kazançlı çıkarmıştır, Türkiye’den Batı’ya beyin göçü büyük bir hız kazanmıştır.’ diyor. Müslümanlığı kabul edip de hicaba girdikten sonra da elli metre öteden Müslüman olarak algılanmasının iyi bir his olduğunu kaydediyor. Amerika’nın 11 Eylül saldırısından sonra izlediği politikayı da eleştiren İngiliz yazar Yvonne Ridley, Bush ve Blair’in savaş suçlusu olarak mahkemeye çıkarılması gerektiğini düşünüyor. “Yunanlı ve Türk balıkçılar birlik ve beraber olup Filistin’e destek verseler birçok Arap ülkesindeki liderlerden daha çok iş yapmış olurlar.” diyen Ridley, Türkiye’de de Ark Kitapları tarafından yayınlanan ‘Cennet Bilet’ isimli kitabının İsrail’de yasaklandığını belirtiyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de uygulanan başörtüsü yasağından Batı kazançlı çıktı</strong></p>
<p><strong>Taliban’la ilgili herkesin kafasında bir şablon var. Gazeteci kimliğiyle Afganistan’a girip on gün boyunca Taliban’a esir düşmüşbirisi olarak bu şablonun doğruluğu hakkında ne söylersiniz?</strong></p>
<p>Taliban, Afganistan’da bir hükümettir. Bir de memleketlerini işgal edenlere karşı savaşan Taliban grubu var. Amerika’nın gözünde de herhangi birisi onlarla beraberse Taliban diye nitelenir. Taliban’ın bir nüfus kimliği yok ki? Amerikan askerine ‘Taliban nasıl bir şeydir?’ diye sorsanız, ‘Türbanlı-sakallı birisi.’ derler. ‘Bir Afganlı nasıldır?’ diye sorsanız, ‘Sakallı ve türbanlı birisidir.’ derler. Bu ikisi arasındaki farkı bilmezler. 11 Eylül’den kaç kişi öldüğü açıklandı. Ama Afganistan’da Amerikalıların bombardımanından kaç tane masum insanın öldüğü ve kaç tane daha öleceği açıklanmadı. Çünkü onların hayatları önemli değil. Terör üzerine yapılan savaşta bu bir trajedi. Müslümanların kanı ucuz.</p>
<p><strong>ABD’nin Taliban için çizdiği imajın arkasında ne yatıyor?</strong></p>
<p>Bush’un dünyasında her şey siyah ya da beyazdır. ‘Haçlılar iyi, Müslümanlar kötüdür’ anlayışına sahip.</p>
<p><strong>Hıristiyan kimliği ile Afganistan’a gittiniz. Peki şimdi Müslüman kimliğiyle İsrail’in içine gidebilir misiniz?</strong></p>
<p>(Gülüyor) İsrailliler beni öldürürdü.</p>
<p><strong>Afganistan’daki savaşın içerisine giderken öldürülmeyeceğinin garantisi neydi?</strong></p>
<p>Burka giyerek girdiğim için yakalanacağımı zannetmedim. Yakalandığım zaman da beni öldüreceklerini düşündüm. On gün çok korktum. Onlara küfrettim, kaba davrandım, açlık grevine girdim. Onlara kolay bir esir olmadığımı gösterdim. Öldüreceklerini düşündüğüm için sadece süreci hızlandırmak istedim. Ben ne kadar sert davrandıysam onlar bana o kadar merhametli davrandılar. Bu müşfikliği tuzak zannettim. ‘Serbestsin’ deyince onların saygıdeğer insanlar olduğunu anladım.</p>
<p><strong>Taliban’a mı esir düşmek iyidir, ABD’ye mi?</strong></p>
<p>Ebu Garib, Bagram, Guantanamo’yu gördükten sonra Bush’un ‘dünyanın en kötü insanları’ dediği kişiler tarafından tutuklanmama memnun oldum. İki ay önce Pakistan’da, Bagram’daki bir kadın mahkumla ilgili basın toplantısı düzenledim. Amerikalılar böyle bir kadın olmadığını söylüyor. ‘650 numaralı mahkum kimdir?’ diye bir kartpostal hazırladım. Üç gün önce de Londra’daki Amerikan büyükelçisi böyle bir kadın olduğunu itiraf etti. Hakkında herhangi bir suçlama olmayan bu kadın iki yıldır mahkum. Fiziksel ve psikolojik olarak ABD’liler tarafından darp edilmiş. Hâlâ ellerinde birçok tutuklu kadın mahkum var. Belki Türk kadınlar da vardır. Bunlar ortaya çıktığı zaman Ebu Garib’den daha büyük bir skandal olacak.</p>
<p><strong>Bush ve Blair’in 11 Eylül üzerinden izledikleri stratejiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Bush ve Blair, savaş suçlusu olarak mahkemeye çıkarılmalıdır. Muhammet Mahatir’in fikriyle Malezya’da şu an onların yokluğunda onları yargılamak üzerine gerçek hakimi ve savaş mağdurları olan bir mahkeme kuruldu. Irak’ta 1 milyondan fazla insan öldü. 2 milyondan fazla insan da kendi ülkelerinde, bir o kadarı da ülkeleri dışında mülteci durumunda. Bunların tek sorumlusu Bush ve Blair ile onu destekleyenlerdir. Tony Blair, nereye giderse korkuyla gidiyor. Çünkü onu tutuklamak için çalışma yapan çok sayıda insan hakları grupları var. Bu, Bush’u ilgilendirmiyor, çünkü hayatının sonuna kadar Teksas’ta kalacak. Donald Rumsfeld, geçen yıl Fransa’yı hızlı bir şekilde terk etti. Çünkü hakkında savaş suçlusu kararı çıkacaktı. Geçen yıl, bu işin mimarlarından İsrailli bir general Londra’ya gelmişti, tutuklanacağını söylemişler, korkudan uçaktan inemedi. Şu an İsrailli yüksek rütbeli subaylar İngiltere’ye gelmeye korkuyorlar.</p>
<p><strong>11 Eylül’ün psikolojik baskısı devam edecek mi?</strong></p>
<p>Batılı politikacılar tarafından toplumu etkilemek gayesiyle devam ettirilecektir. Amerikalıları korkutmak çok kolay bir şeydir. Londra’da 30 yıl ABD’liler tarafından desteklenen İrlandalıların terörist saldırıları oldu ama hayat normal işliyor. ABD’liler de keşke halkını korkutmaktansa normal yaşamlarına devam etselerdi. Bush, çocuk bakımevinde çocuklara bakan bir hemşire gibi ABD’lilerin bakımlarını üstleniyor.</p>
<p><strong>Saldırganlığının sebebi bu korku mu?</strong></p>
<p>Tabii ki ne kadar korku olursa o kadar saldırganlaşıyorlar. ABD’li askerler biri ‘Allahuekber’ diye bağırsa hemen kaçıyorlar. Dünyanın en büyük ordusu korku içerisinde.</p>
<p><strong>Müslümanlar korkulacak kimseler mi?</strong></p>
<p>Ben Müslüman olmadan önce de Allah inancı olan bir Hıristiyan’dım. Hiç kimseye de bir zarar vermedim. Arılardan korkmam. Ama kalkıp da onun kovanına çomak sokmam. 30 yıldan beri çok aktif biriydim. Siyasi görüşlerim değişmedi ama başörtüsü takınca insanların bana karşı olan görüş ve tavırları değişti. Radikal demeye başladılar. Daha önce de İsrail’e karşı çıkıyordum, aynı şeyi söylüyordum. Müslüman olmadan önce Filistin, Irak ve Afganistan’da ölüm tarlalarını gezmiştim. Hicaplı olunca İsrailliler bana terörist diyor ve başörtülü olarak girmeme izin vermiyorlar.</p>
<p><strong>11 Eylül, böyle bir çomak sokmanın sonucu mu oldu?</strong></p>
<p>Amerika, her zaman saldırgandı. 1892 yılı haricinde, sadece bir yıl dışında her zaman savaş içindelerdi. Son 50 yılda, 20’den fazla ülkeye de bomba yağdırdılar. Çok fazla arı, çok fazla çomak ve çok fazla arı kovanı&#8230; Şimdi 11 Eylül’ü anlamaya çalışıyorlar.</p>
<p><strong>Başörtüsünün anlamı ne sizin için?</strong></p>
<p>Çok politik bir sembol haline geldi. Din, şahsi bir şeydir. Müslümanlığı kabul edip de hicaba girdikten sonra da 50 metre öteden Müslüman olduğum algılanıyor. Bu, benim iş elbisem. Bu “Bana alkol verme, domuzlu sandviç verme, benimle fazla samimi olma, beni ciddiye al ve saygı duy” manasına geliyor. Etrafımda bir kalkan ve muhafız, hiç kimse bu alanın içerisine giremiyor. Bu, çok iyi bir his. Şimdiye kadar bana böyle bir saygı hiç gösterilmedi.</p>
<p><strong>Tesettürlülere karşı önyargıların nedeni ne sizce?</strong></p>
<p>Müslüman olmadan önce kafamda insanlara karşı önyargı örtüm vardı. Örtülü kadın görünce onun ezilmiş biri olduğunu düşünürdüm. Şimdi karşılaşınca ‘Selamün aleyküm’ diyorum, o benim kardeşim artık. Türkiye’deki kadınların örtüsüne uygulanan baskı kararı milli bir utançtır. Türkiye’nin bu hareketi, Batı’yı kazançlı çıkardı. Çünkü beyin göçüne büyük bir hareket kazandırdı bu baskı. Bir kadın Akdeniz kıyılarına inip soyunsa, her türlü ahlaksızlığı yapsa sorun yok, ama başına örtü koyunca üniversite eğitimine izin vermiyorlar. Hangi düşüncede bir adam böyle delice ve aptalca bir kararı alabiliyorlar? Din hakkı, insan hakkıdır. Türkiye’deki kadınlar insan hakkından mahrum mudur yani?</p>
<p><strong>İngiltere’de böyle bir olay yaşansa?..</strong></p>
<p>Böyle bir karar alınmaya çalışılsa biz kadınlar karşı çıkarız ve büyük yürüyüşler olur. Bizim Marksist, komünist, sosyalist arkadaşlarımız Müslümanlarla beraber yürürler. Örtünün hak olduğunu kabul ederler. Feminist hareketlerle Müslümanların çok arkadaşlığı oldu. Sol Müslümanlara, Müslümanlar da sola açık olmalı. Ortak fikirlerimiz çok. Hükümetler bu hareketten hoşnut olmayabilirler. Gazze için komünistler ve Marksistlerle ortak strateji belirliyoruz. Yunanistan’daki Marksist ve komünistler beni çok etkiledi. Filistin’e gerçek olarak yardım etmeyi düşünüyorlar çünkü. Fikir olarak da “Filistin meselesini bir Akdeniz meselesi haline getirelim” dediler. Yunanlı ve Türk balıkçılar birlik ve beraber olup Filistin’e destek verseler birçok Arap ülkesindeki liderlerden daha çok iş yapmış olurlar.</p>
<p><strong>Kendinizi en çok nerede huzurlu hissediyorsunuz?</strong></p>
<p>Şimdiye kadar gördüğüm yerler içerisinde İslam’ı en yakın hissettiğim yer Gazze oldu. Hamas, Gazze’yi emin bir yer yaptı. Londra’daki caddelerden bile çok daha güvenli. En çok konuşma özgürlüğü olan bir yer, kadınlar-kızlar üniversiteye gidiyorlar. Dans edip şarkı söylüyorlar. ‘Gazze, İslamcıların elinde’ şeklinde yapılan propaganda yalan.</p>
<p><strong>Size göre dünyanın en büyük tehlikesi nedir?</strong></p>
<p>Genel olarak George Bush. Dünya barışına en büyük tehlike de İsrail’dir. Siyonizm’in, ahtapotun kolları gibi bütün dünyayı sardığını görüyoruz. Amerika’dan aldıkları para inanılmaz derecede. Bu yollanan paralar yatırım değil, geri de gelmiyor.</p>
<p><strong>Kendi kızınızı nasıl yetiştiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Kızım 15 yaşında ve yatılı bir Hıristiyan okulunda okuyor. İslam olarak beş yıllık bir geçmişim ve öğreneceğim çok şey var. Dinde zorlama yok, onu zorlayamam. Hıristiyanlık atlama tahtasıdır, Müslümanlığa geçmek için.</p>
<p><strong>Kitabım İsrail’de yasaklandı</strong></p>
<p><strong>Cennete Bilet isimli bir kitabınız yayınlandı Türkiye’de. Batı’da nasıl algılandı?</strong></p>
<p>Kitabı Amerika’da bastırttım sadece. İsrail’de yasaklandı kitabım. Müslüman toplumlar içinde sıcak karşılandı. Bazı insanlar dini bir kitap aldığını zannettiler, şok geçirdiler tabii. Bu kitabı Müslüman olmadan önce yazmıştım. Kitaptaki birçok şey yaşandı. Bazı karakterler de gerçek kişiler üzerinde yoğunlaştı. Bunun film olması noktasında konuşuyoruz.</p>
<p><strong>Müslümanların cennete alacakları diğer biletler nedir?</strong></p>
<p>Şehitlik çok az kişiye nasip olur. Müslümanca yaşamak lazım. İslamiyet çok geniş sosyal ve hukuk düzeni, makam-mevki yok. Hareket ve muamelelerimizle yargılanacağız. İslam barışçıl bir dindir ama pasif değiliz. Biri bana vurursa benim de ona karşılığını vermem gerekir. İşgal altındaki Müslüman ülkeler oturup da ‘vur bana’ mı demeleri lazım? Ülkelerini koruyan Müslümanlara katil ve terörist diyorlar. İslam ülkelerindeki direnişlerde yanlış olan ne? Kendi mülk ve ülkelerini koruyorlar. 11 Eylül’de olan suç hareketiydi. Irak ve Afganistan’daki ruhsal cihatla karıştırmamak lazım onu. Onu cihat gibi algılamak yanlıştır.</p>
<p><strong>11 Eylül’le ilgili birçok komplo teorisi işlendi. Bunlara katılıyor musunuz?</strong></p>
<p>Komplo teorilerinden nefret ederim. Açık ve şeffaf bir araştırma yapmak lazım. Çok ilginç ki, FBI’ın dosyasında bile Usame bin Ladin ismi yok.</p>
<p><strong>Dünyanın biletini kesiyor</strong></p>
<p>Eylül 2001’de muhabir kimliğini gizleyip burka giyerek Afganistan’a giren İngiliz gazeteci Yvonne Ridley, Taliban tarafından yakalanmış ve 10 gün esir tutulmuştu. Serbest bırakıldıktan sonra İslam dinini araştırarak Müslüman olan Ridley’in ‘Cennete Bilet’ kitabı, 11 Eylül olaylarından yola çıkarak büyük finans çevreleri, uluslararası medya, terörizm ve Ortadoğu politikalarına içeriden bir bakış sunuyor. Roman, Ark Kitapları (0212 511 38 26) tarafından yayınlandı.</p>
<p>Zaman-Pazar</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kapalihesap.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kapalihesap.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kapalihesap.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kapalihesap.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kapalihesap.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kapalihesap.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kapalihesap.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kapalihesap.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kapalihesap.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kapalihesap.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kapalihesap.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kapalihesap.wordpress.com/70/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kapalihesap.wordpress.com/70/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kapalihesap.wordpress.com/70/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=70&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/ridley-en-cok-gazzede-huzurluyum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9367768d51e47815dac71343b8a08a2a?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">kapalihesap</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://timeturk.com/images/news/22125.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ridley</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Patanili Asime Nur’dan şok açıklamalar</title>
		<link>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/patanili-asime-nur%e2%80%99dan-sok-aciklamalar/</link>
		<comments>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/patanili-asime-nur%e2%80%99dan-sok-aciklamalar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 11:03:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kapalihesap</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çalışma hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtü Hisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ropörtajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kapalihesap.wordpress.com/?p=68</guid>
		<description><![CDATA[Toplama kamplarında Patanili kadınlara tecavüz edildiğini söyleyen Asime Nur gözyaşlarına boğuldu. Gazeteciler yaşanan her türlü olaya sadece haber gözüyle bakan, karşılaştıkları acılardan etkilenmeyen duygusuz insanlar değillerdir. Kimi zaman haberleştireceğiniz kişinin anlattıklarını dinlerken acıyla yutkunur, kimi zaman da içinizde büyüyen isyanı kendi kendinize kurduğunuz “bu kadar da olmaz” sözcüğüyle savuşturmaya çalışırsınız. Patani Vatanı Kadın Hareketi’nin Başkanı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=68&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="asime nur" src="http://timeturk.com/images/news/22564.jpg" alt="" width="223" height="147" />Toplama kamplarında Patanili kadınlara tecavüz edildiğini söyleyen Asime Nur gözyaşlarına boğuldu.</p>
<p>Gazeteciler yaşanan her türlü olaya sadece haber gözüyle bakan, karşılaştıkları acılardan etkilenmeyen duygusuz insanlar değillerdir. Kimi zaman haberleştireceğiniz kişinin anlattıklarını dinlerken acıyla yutkunur, kimi zaman da içinizde büyüyen isyanı kendi kendinize kurduğunuz “bu kadar da olmaz” sözcüğüyle savuşturmaya çalışırsınız. <span id="more-68"></span>Patani Vatanı Kadın Hareketi’nin Başkanı Asime Nur ile yaptığım görüşme 5 senelik gazetecilik hayatımda beni en çok etkileyen görüşmelerden biriydi. Karşımdaki kadın, Patani’de yaşananları anlatırken zaman zaman gözyaşlarına boğuluyordu. Mimiklerinden Patani’de yaşananların anlattıklarından daha fazla olduğunu ve bazı şeyleri anlatamadığını hissediyordum. Görüşme bittikten sonra bir ara kendi kendime bu röportajı çözümlememeye, hatta yayınlamamaya bile karar verdim. Çünkü röportajı çözerken aynı sesi tekrar duymak, aynı şeyleri tekrar dinlemek istemiyordum. Ne yapmam gerektiğini düşünürken, Asime Nur Hanım’ın ayrılırken söylediği sözler aklıma geldi. Gözlerimin içine bakarak; “Patani’de yaşananları lütfen dünyaya duyurun. Türkiye Halkı’na Patani’deki toplama kamplarını ve bu kamplarda tutulan kadınları haber verin” demişti. Bu sözler röportajı çözüp yayına hazırlamam için bana cesaret verdi ve röportajı tercüme ederek hazır hale getirdim. Sizleri  “Patani Vatanı Kadın Hareketi”nin Lideri Asime Nur ile yaptığım ve Patani’de yaşananları tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren bu çarpıcı röportajla baş başa bırakıyorum.</p>
<p><strong>Adem Özköse / Gerçek Hayat</strong></p>
<p><strong>- Hareketiniz ne tür çalışmalar yapıyor? Patanili Kadınlar için düzenlediğiniz aktivitelerden bahseder misiniz?</strong></p>
<p>Biz, Patani’nin içinde faaliyetler gerçekleştiren en örgütlü kadın hareketiyiz. Patani’deki il, ilçe ve köylerde sorumlularımız var. Bu sorumlularımız aracılığıyla Patanili Kadınların İslam’ı en iyi şekilde öğrenmeleri için evlerde toplantılar düzenliyoruz ve kadınlarımızın kültür ve eğitim seviyelerini yükseltmek için özel programlar uyguluyoruz. Kadınlara özgürlük şuuru veriyoruz ve Patanili Kadınlardan kocalarını bilinçlendirmelerini ve Patani’deki direnişe destek vermelerini istiyoruz. Anneler aracılığıyla çocuklara, Patanili Müslümanların Budist Taylandlılardan farklı olduğunu öğretiyoruz. Çocuklarımıza tarih, kimlik, kültür ve cihad bilinci vermeye çalışıyoruz. Bu çalışmalarımızı genel olarak gizli yürütüyoruz.</p>
<p><strong>-Niçin?</strong></p>
<p>Tayland Hükümeti bizim hareketimizi yasadışı ilan etti ve hareketimizin yöneticileri hakkında tutuklama kararı çıkardı. Bu nedenle çalışmalarımızı gayri resmi olarak yürütüyoruz ve birçoğumuz sürgünde yaşıyor. Ayrıca zaman zaman Tayland Hükümeti’nin yaptığı zulümleri protesto etmek için gösteriler düzenliyoruz. Başta Malezya’da mülteci olarak yaşayan aileler olmak üzere bir çok ülkede bulunan Patanili Mültecilere hem maddi, hem de psikolojik destek vermeye çalışıyoruz. Dünyadaki Müslüman Kadın Hareketleriyle ilişkiler kurarak, onlara Patanili Kadınların maruz kaldıkları zulümleri anlatıyoruz.</p>
<p><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/22565.jpg" alt="" width="430" height="287" /></p>
<p><strong>“ASKERLER KADINLARA TECAVÜZ EDİYOR”</strong></p>
<p><strong>-Patani’de kadınlar ne tür zulümler yaşıyor?</strong></p>
<p>Narativa’daki toplama kamplarında ve hapishanelerde Patanili Kadın Tutuklular var. Bu kadınların hiç biri mahkemeye çıkarılmadıkları halde hapishanelerde tutuluyorlar ve Tayland Askerlerinin taciz, tecavüz ve işkencelerine maruz kalıyorlar. Sadece Narativa’ya bağlı Galuvo Köyü’ndeki bir toplama kampında 100’den fazla Patanili kadın var. Bu kadınların birçoğu mücahidlerin hanım veya yakınlarından oluşuyor. Toplama kamplarında Patanili Kadınlara askerler tarafından sistematik olarak tecavüz ediliyor. Patani’deki toplama kamplarında yapılan zulümlerin Filistin’de veya Irak’ta yapılan zulümlerden hiçbir farkı yok. Size örnek olarak Patani’de yaşanan bir hadiseyi anlatayım.</p>
<p><strong>-Buyrun…</strong></p>
<p>Tayland Askerleri Tenconmar’da bir evi basıp evdeki kadın ve genç kızlara tecavüz ettiler. Daha sonra da arkalarında şahit bırakmamak için evdeki herkesi öldürdüler. Patani’de bu tür hadiseler çok yaşanıyor. Neravil ve Galuvo’daki toplama kamplarında da sistematik tecavüz olayları yaşanıyor. Neravil’de Patanili bir kadın yaşadığı kötü olaylara dayanamadı ve geçen yıl kendini astı. Bu olayı araştırdık ve korkunç bir bilgiye ulaştık.</p>
<p><strong>“PATANİLİ ANNENİN ACISI”</strong></p>
<p><strong>-Nasıl bir bilgi? Bizimle paylaşır mısınız?</strong></p>
<p>Kendini asan Patanili Kadın ve O’nun kızı aynı Tayland Askeri’nden hamile kalmışlar ve Patanili Kadın bu olaya dayanamayarak kendini asmış. Budist Tayland Askerleri Patanili Kadınların en hassas oldukları yerden-iffetlerinden, namuslarından- vuruyorlar.</p>
<p><strong>-İnanılmaz olaylardan bahsediyorsunuz. Dünyanın Irak, Afganistan ve Filistin’de yaşananlardan az çok haberi oluyor; fakat Patani’de yaşananları kimse biliyor. Hatta insanların birçoğu Patani isimli bir İslam beldesinin olduğundan bile habersizler. Bunun sebebi sizce nedir?</strong></p>
<p>Tayland Hükümeti, bu tür olayların dünyaya duyurulmaması için her türlü tedbiri alıyor ve gazetecileri bu tür olayların yaşandığı bölgelere sokmuyor. Bölgeye gelen insan hakları ve yardım örgütlerinin birçoğu, turistlik yerleri gezip Patani’den ayrılıyorlar.  İslam Konferansı Örgütü, insan hakları dernekleri, İslam Âlimleri, Patani Halkı’na yapılan zulümler karşısında daha ne kadar sessiz kalacaklar? Müslümanlar niçin sesimizi duymuyorlar ve niçin bize yardım etmiyorlar? Birleşmiş Milletler ve Müslüman Devletler daha ne kadar Patani’yi Tayland’ın iç meselesi olarak görmeye devam edecekler. Patani Halkı bu şartlar altında yaşamaktan artık bıktı. Birçok insan topraklarını terk edip Malezya’ya sığındı. Tayland Hükümeti bizden tarihimizi unutmamızı, dinimizi terk etmemizi istiyor. İnsan tarihini unutabilir mi? Bizim atalarımız Müslüman’dı ve Patani Halkı kıyamete kadar Müslüman olarak yaşayacak.</p>
<p><strong>-Şikayet edeceğiniz, bu tür insan hakkı ihlallerinin takibini yapabilecek hiçbir merci yok mu?</strong></p>
<p>Hayır yok. Tayland Polisi’ne zaten şikâyet edemiyorsunuz. Şikâyet ettiğinizde, şikâyet edenin başına da aynı şeyler geliyor; şikâyetçiler sürekli olarak tehdit ediliyorlar. Tayland Hükümeti Patani’de yaşanan işkence ve tecavüz olaylarının birçoğunu biliyor. Fakat bu olaylarla ilgili hiçbir hukuki takipte bulunmuyor. İslam Dünyası ise bizi duymuyor, sorunlarımızla ilgilenmiyor. İslam Konferansı Örgütü hala Patani’yi tanımıyor, Patani yerine <strong>“Tayland’ın Güneyi”</strong> ifadesini kullanıyor. Asya’daki Müslüman devletler de Tayland ile aralarını iyi tutmak için Patani’de yaşananları görmezlikten geliyorlar. Patani’nin şu an Allah’tan başka dostu ve yardımcısı yok.</p>
<p><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/22566.jpg" alt="" width="430" height="290" /></p>
<p><strong>“UYUŞTURUCU KULLANIMI NİÇİN ARTIYOR?”</strong></p>
<p><strong>-Yaptığım araştırmalara göre Patani’de uyuşturucu kullanma oranı son 3 yılda bir hayli artmış.</strong> <strong>Böyle ani bir artışın sebebi sizce ne olabilir?</strong></p>
<p>Uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması, Tayland Hükümeti’nin bir politikası. Budist Tayland Hükümeti, Patanili Gençlerin bağımsızlık duygularını yok etmek için 3 senedir böyle bir yönteme başvuruyor. Tayland’ın başkenti Bankok’da uyuşturucu satmak yasak; fakat Patani’de uyuşturucu neredeyse bedava dağıtılıyor. Biz, Patani Kadın Hareketi olarak Patani’de yaygınlaşan uyuşturucu kullanımına karşı aileleri bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Tayland Hükümeti, Patani Halkı’nın özgürlük duygularını yok etmek için yıllardır birçok yöntem denedi; fakat başarılı olamadı. Şimdi de uyuşturucu kullanımını yaygınlaştırarak gençlerimizin zihinlerini esir almak istiyorlar. Ayrıca Budist Hükümet, Patani’ye masaj salonları adı altında fuhuş merkezleri açıyor. Buralarda Bankog’dan gelen hayat kadınları çalışıyor. Bu kadınların birçoğu AIDS’li. Budist Hükümetin bir başka amacı da Patani’de fuhuş ve AIDS’i yaygınlaştırmak. 5 sene öncesine kadar Patani’de AIDS Hastası olan hiç kimse yoktu. Fakat şu an var. Hatta AIDS’e yakalanarak ölenler bile oldu.</p>
<p><strong>-Patani Toplumu’nda kadının yeri nedir? Patanili Kadınlar toplumsal yaşamda aktif olarak rol alırlar mı?</strong></p>
<p>Patani Toplumu’nda kadın ve erkek arasında fark yoktur. Hatta bazı bölgelerde kadınlar erkeklerden daha aktifler. Patanililer İslam’a girmeden önce, ülkeyi yönetenlerin çoğu kadın yöneticilerdi. Hatta Patani İslam Krallığı döneminde de kadınlar çok önemli mevkilerde görevler almışlar. Patanili Kadınlar başta ziraat ve ticaret olmak üzere her türlü işle uğraşırlar ve kadınlarımız toplumumuzda çok önemli bir konuma sahiptir.</p>
<p><strong>-Kadınlarınızın eğitim oranları nasıl?</strong></p>
<p>Patani’de ilkokuldan üniversiteye kadar kız öğrenci sayısı erkeklerden çok daha fazladır. Patanili Erkekler genelde okumuyorlar; evlerini geçindirmek için balıkçılıkla uğraşıyorlar. Ama genç kızlarımız eğitime büyük önem veriyorlar, kızlarımızın geneline yakını eğitimlidir.</p>
<p><strong>-Patani’deki okullarda başörtüsü yasağı var mı? Tayland Hükümeti kız öğrencilere bir kıyafet sınırlaması getiriyor mu?</strong></p>
<p>Hayır; böyle bir sınırlama yok. Kızlarımız istedikleri kıyafetle eğitim görebiliyorlar.</p>
<p><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/22567.jpg" alt="" width="430" height="246" /></p>
<p><strong>PATANİ’NİN DİRENİŞÇİ KADINLARI</strong></p>
<p><strong>-Patanili Direnişçiler arasında kadınların da olduğu söyleniyor. Bu doğru mu?</strong></p>
<p>Evet. Dinimize göre bir İslam Beldesi işgal edildiğinde cihad hem erkeklere, hem de kadınlara farz olur. Mücahidler arasında Patanili Kadınlar da var ve bu kadınlar bazı dönemler Budist Tayland Askerlerine yönelik düzenlenen askeri operasyonlara katılıyorlar. Biz de hareketimize mensup kadınları Patani’deki cihada katılmaları yönünde teşvik ediyoruz.</p>
<p><strong>-Son olarak Türkiye Halkı’na ve Hükümeti’ne bizim aracılığımızla vermek istediğiniz bir mesaj var mı?</strong></p>
<p>Öncelikle Türk Halkı’na selamlarımızı gönderiyoruz. Biz de sizin gibi Müslümanız,  dinimizi terk etmediğimiz ve Budist Taylandlılar gibi yaşamadığımız için bu zulümlere uğruyoruz. Lütfen bize yardım edin. Yetimlerimize, şehidlerimize, sakatlarımıza,  dullarımıza sahip çıkın. Toplama Kampları’nda tutulan esirlerimizi dualarınızda unutmayın. Cihadımızı ve Patani’deki direnişi destekleyin. Patani’nin geleceği için çeşitli eğitim çalışmaları yapıyoruz. Bu çalışmalarda bize yardımcı olun, yetim çocuklarımızı okutun. Özellikle Türkiyeli Kadınlardan Patani’de yaşananların dünyaya duyurulması için bize yardımcı olmalarını talep ediyoruz. Türkiye’deki insan hakları kuruluşlarını ve hukukçuları, toplama kamplarında yaşananları görmeleri için  Patani’ye davet ediyoruz. Türk Hükümeti’nden de Patani’de huzur ve güven ortamının sağlanması için İslam Ülkelerini arkasına alarak bir atılım gerçekleştirmesini istiyoruz. Patani’yi Tayland’ın iç sorunu, Tayland’ın toprağı olarak görmesinler; Patani toprakları, Müslümanların işgal edilmiş topraklarıdır.</p>
<p><strong>Asime Nur KİMDİR?</strong></p>
<p>Patani’nin Yala Bölgesi’nde doğan Asime Nur, Tayland Ordusu’nun baskıları nedeniyle çocukluğunda ailesiyle birlikte Patani’yi terk etmek zorunda kaldı. Malezya’da mülteci olarak yaşamaya başlayan Asime Nur; ilk, orta ve lise eğitimini Malezya’da tamamladı. Lise eğitiminin ardından bir üniversitesinin  hemşirelik bölümüne kaydolan Asime Nur, üniversite yıllarında Patani’nin bağımsızlığı için mücadele veren Patani Birleşik Kurtuluş Örgütü’nün saflarına katıldı ve bu hareketin kadın çalışmalarında aktif olarak görev aldı. Daha sonra Patani’deki özgürlük mücadelesinin ileri gelen önderlerinden olan Nur Abdurrahman ile evlenen Asime Nur, 2005 yılında yapılan kongrede <strong>“Patani Vatanı Kadın Hareketi”</strong>nin başkanlığına seçildi. Tayland Hükümeti tarafından hakkında tutuklama kararı çıkarılan Asime Nur, şu an kocasıyla birlikte ismini vermek istemediği bir Güneydoğu Asya Ülkesi’nde mülteci olarak yaşıyor.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kapalihesap.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kapalihesap.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kapalihesap.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kapalihesap.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kapalihesap.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kapalihesap.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kapalihesap.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kapalihesap.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kapalihesap.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kapalihesap.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kapalihesap.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kapalihesap.wordpress.com/68/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kapalihesap.wordpress.com/68/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kapalihesap.wordpress.com/68/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=68&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/patanili-asime-nur%e2%80%99dan-sok-aciklamalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9367768d51e47815dac71343b8a08a2a?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">kapalihesap</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://timeturk.com/images/news/22564.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">asime nur</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.timeturk.com/images_1/news/22565.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.timeturk.com/images_1/news/22566.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.timeturk.com/images_1/news/22567.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Fareena Alam: Bizim tek bir sese ihtiyacımız yok</title>
		<link>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/fareena-alam-bizim-tek-bir-sese-ihtiyacimiz-yok/</link>
		<comments>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/fareena-alam-bizim-tek-bir-sese-ihtiyacimiz-yok/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 10:59:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kapalihesap</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çalışma hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Ropörtajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kapalihesap.wordpress.com/?p=66</guid>
		<description><![CDATA[Q-News editörü Fareena Alam, Britanyalı Müslüman gençlerin arasında önde gelenlerden biri. Alam İslam&#8217;da hoşgörü ve çokseslilik üzerine görüşlerini, Ruth Rach&#8217;a aktardı. F.Alam: &#8220;Seküler liberal bir toplum bir Müslüman için en iyisidir, çünkü ancak böyle bir toplum bireysel seçim özgürlüğünü kabul eder.&#8221; Başörtüsü takıyorsunuz, siz hep böyle dinine bağlı bir Müslüman mıydınız? Fareena Alam: Ben 21 [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=66&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="fareenea alam" src="http://timeturk.com/images/news/22435.jpg" alt="" width="241" height="202" />Q-News editörü Fareena Alam, Britanyalı Müslüman gençlerin arasında önde gelenlerden biri. Alam İslam&#8217;da hoşgörü ve çokseslilik üzerine görüşlerini, Ruth Rach&#8217;a aktardı.</p>
<p>F.Alam: &#8220;Seküler liberal bir toplum bir Müslüman için en iyisidir, çünkü ancak böyle bir toplum bireysel seçim özgürlüğünü kabul eder.&#8221;</p>
<p><em>Başörtüsü takıyorsunuz, siz hep böyle dinine bağlı bir Müslüman mıydınız?<br />
</em><br />
<span id="more-66"></span>Fareena Alam: Ben 21 yaşında İslam’ı seçtim. Büyük ölçüde geleneksel ve yarı laik bir evde büyüdüm. O zamanlar anne ve babamızın ve onların anne ve babalarının bizi anlamadığını ve gerçek Müslüman olmadıklarını düşünürdüm. Çünkü İslam’ın gereklerini belli bir özel alan içinde kendilerine göre yerine getirirlerdi, ama biz bunu bu şekilde yapmayız. Benim annem başörtüsü takmazdı. Ben başörtüsü takmaya başlayınca o da takmaya başladı. Başörtüsü takmaya birlikte karar verdik. Yaşınız ilerleyip olgunlaştıkça onların gerçek Müslümanlar olduğunu fark etmeye başlıyorsunuz.</p>
<p>Onlar bu ülkeye geldiler. Kendi ailelerini geçindirebilmek için dürüst işlerde çalıştılar. Beladan uzak durdular. Kimsenin karşısına dikilmediler. Onlar hiç kimseyi kendi dinlerine döndürmek istemediler. Kendi yerel camilerini inşa edip orada hep beraber dua ettiler. Ve sonra işte şu modern Müslüman denen insanlar ortaya çıktı ve herkesin başına binbir türlü bela açtılar.</p>
<p><em>Peki neden böyle bir şey oluyor?</em></p>
<p>Alam: Küresel kimlik anlayışından ötürü. Biz, Filistin, Irak, Keşmir ve Çeçenistan konularını önemsiyoruz. Ancak, yakınımızda olup bitenlere karşı ilgimizi kaybediyoruz, bu ilgi bir Müslümanın kim olduğunu belirleyen şeydir. Bu, dürüst bir yaşam için kazanç elde etmek ve kendiniz için iyi bir yuva kurmakla ilgilidir. İslam dinine göre etrafınızda yaşayan komşularınızın, 40 ev solunuzda, 40 ev sağınızda, 40 ev önünüzde ve 40 ev arkanızdaki komşularınızın refahına dikkat etmenız gerekir.</p>
<p><em>İnsanların dikkatlerini küresel meselelerden uzaklaştırıp yeniden yakınlarındaki şeylere yönlendirmek için neler yapılabilir?</em></p>
<p>Alam: Bunu başarmanın bir yolu genç erkeklerin dikkatini toplumsal gelişme alanına yönlendirmeye çalışmaktır. Güçlü bir toplum, genç insanların altyapısını geliştirdiği bir toplumdur. Toplumun altyapısı da ancak yeterli sosyal hizmetin, yeterli sağlık hizmetlerinin sağlanmasıyla, kişinin kendi geçimini sağlayarak kendisi gibi olan diğerlerinin işlerini büyütmesine yardımcı olmasıyla geliştirilebilir. İşte bu tam da Musevi cemaatinin yaptığı şeydir. Onlar hayret verici bir sağlık ve refah programına sahipler. Bunu nasıl başardıklarını araştırmaya değer.</p>
<p><em>Peki neden Müslüman gençler benzer bir yolu izlemiyorlar? Bu çok mu zor?</em></p>
<p>Alam: Kesinlikle. Irak’ta olup bitenler için kızmak çok daha kolay. Kendi komşularınızın sorunlarıyla ilgilenmek, sokaklarda yürüyüş yapıp Irak’la ilgili bağırıp çağırmaktan çok daha zor. Başka bir şey daha var; Londra’da 7 Temmuz’da kendilerini havaya uçuran genç insanlar ve 21 Temmuz’da kendilerini havaya uçurmaya çalışanlar, kendilerini havaya uçurmaları halinde doğrudan cennete gideceklerine ve Müslüman topluma hizmet ettiklerine inanıyorlardı. Onların böyle düşünmesini sağlayanlar ise insanları etkileme gücüne sahip karizmatik vaizlerdi.</p>
<p>Biz şuna samimiyetle inanıyoruz ki, kendilerini havaya uçuran bu adamların doğru tarafa geçmelerini sağlamak gerçekten de çok ama çok kolaydı. Uygun, doğru öğretmenlerle karşılaşmış olsalardı zihinlerine bir şüphe tohumu ekmek çok kolay olurdu. Britanya Müslüman Konseyi camilerin terörizm konusunda uyarılmasını istedi. Bu uygulama hiçbir şeyi değiştirmez. Gençler Britanya Müslüman Konseyi’ni dinlemezler. Onlar kendi evlerinde, Kebapçı dükkanlarında buluşuyorlar. Onları sokaklarda görüyorsunuz. Bu adamların çoğu Londra’nın dışından geliyorlar. Onlara ulaşmak önemli.</p>
<p><em>Britanya’daki Müslüman toplumun, sorunlarını duyuracak bir sese sahip olmadığı sıklıkla dile getiriliyor&#8230;</em></p>
<p>Alam: Müslüman toplum kendisini, olgun ve başarılı bir toplum olmak için tek bir sese sahip olmak zorunda olduğu fikriyle çok uzun zaman kandırdı. Aslında tek bir sese ihtiyacımız yok. Ben Müslüman kardeşlerimin pek çoğuyla ayrı fikirlerde olmayabilirim. İşte bütün sorun da burada: Tek bir sese sahip olmak zorundayız, eğer böyle yapmazsak yanlış yapıyoruz fikrine dayalı bu ontolojik kabul, sorunlu. Ben buna hayır diyorum; pek çok farklı ses var ve ben onların pek çoğuyla ayrı fikri paylaşmasam da onlar var; ve bu düşünceler de kendi bağlamlarında geçerli.</p>
<p>İslam’da dört farklı düşünce okulu vardır, ancak bunlar Vahhabi İslam anlayışı tarafından kökünden kazınarak ortadan kaldırılmış. Suudi Monarşisi, Mekke&#8217;de Kâbe&#8217;nin bulunduğu caminin etrafında bulunan dört köşeyi kaldırdı. Bu dört köşe fikirlerin farklılığını temsil ederdi. Zamanla, İslam&#8217;da yer alan fikirlerin farklılığına, inancın farklı yorumlarına ilişkin düşünceler, insanların kafalarından silindi. Böylelikle şimdi, İslam&#8217;la ilgili farklı fikirlerin inanışların İslami anlayışla bağdaşmayacağını düşünen modern Müslüman bir gençlik yaratılmış oldu.</p>
<p>Britanya Müslüman Konseyi fikirlerin belli bir oranını temsil ediyor, ancak, kesinlikle herkesin fikrini temsil ettiği söylenemez. Sorun şu ki Britanya Müslüman Konseyi kendisini bir temsilci olarak sunmak istiyor, ancak daha büyük sorun var ki o da dış dünyanın onlardan böylesi bir tutumu bekliyor olması: Böyle olunca da medya onları köşeye sıkıştırıyor ve toplumun Müslüman kesimi adına bir açıklama yapmalarını istiyor. Bu bir kısır döngü ve her iki taraf da birbirini galeyana getiriyor.</p>
<p><em>Britanyalı Müslümanların, kendi değerleri ve sorumlulukları göz önüne alındığında, kendilerini mağdur edilmiş gibi gördüklerini düşünüyor musunuz?<br />
</em><br />
Alam: Müslüman toplumdaki mağdur olma duygusu kendi değerlerine yanlış bir şekilde her saldırıldığında büyüyor. Kendisini bir mağdur olarak gören kişi kendisine yapılanın yapanın yanına kâr kalacağına inanır. Bu bütün toplumlar için geçerlidir. Bunu Musevi toplumunda da görebilirsiniz.</p>
<p>Bunun bir diğer nedeni de bizim bildiğimiz İslam’ın geleneksel İslam’dan çok farklı olması. İslam internetten öğreniliyor, bütün bu kutsal metinler orada çok kaba bir şekilde İngilizce’ye çevirilmiş durumda. Ancak İslam, onu anlatan kitaplardan öğrenilecek bir din değildir. Bir öğretmenin dizinin dibinde oturarak öğrenirsiniz İslam’ı. İslam sözlü bir geleneğe sahiptir. Dolayısıyla öğretmeniniz size bir bilgiyi sunduğunda, aynı zamanda bir tutumu da size sunar. Bu sunuşta size karşı gösterilen belirgin bir bağışlayıcı duyguyu hissedersiniz.</p>
<p>Ancak günümüzde pek çok internet sitesi Vahhabiler tarafından destekleniyor, orada her şey siyah ve beyaz ve hoyratça. Bunun kendi öz geleneğimiz anlayışımız üzerinde de çok derin etkileri vardır. Birkaç yıl önce İslam&#8217;la internette ilk karşılaştığım zamanlarda bunları ben de yaşadım. O zamanlar farklı bir insandım.</p>
<p><em>Sizin değişmenize neden olan şey neydi?</em></p>
<p>Alam: Ben gerçek din bilginleriyle tanıştım ve öğrendim ki İslam kitaplardan öğrenilecek bir gelenek, bir inanç değil. O zamandan beri kendi Batılı çevremde çok daha rahat hissediyorum kendimi ve insanlarla da çok daha kolay anlaşıyorum. Ve ayrıca, Şeriatın çok geniş bir yol olduğunu öğrendiğim için bazı açılardan çok daha liberal biri oldum. Öyle ki, eğer siz bir Vahhabi / Selefi iseniz size tek bir yol olduğunu ve eğer bu yolu takip etmezseniz cehenneme gideceğinizi söyleyeceklerdir. Ancak şeriat böyle bir şey değil.</p>
<p><em>Yani siz Britanyalı olmakla Müslüman olmak arasında herhangi bir çatışma hissetmiyorsunuz?</em></p>
<p>Alam: Kesinlikle bir çatışma görmüyorum. Ben Britanya’da yaşıyorum. Ben başımı örtmekte özgürüm. Günde beş vakit namaz kılıyorum. Camiye gidiyorum. İnsanların toplu halde yaşadığı her küçük yerde bir cami var. Ben Müslümanlar için bir dergi çıkarıyorum. İstediğim kıyafetleri giyiyorum. İstediğim yemekleri yiyorum. Kimseyi rahatsız etmiyorum, kimse beni rahatsız etmiyor. Daha ne istersiniz ki? Ancak Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerde başörtüsüyle dışarı adım atamazsınız. Bazıları Batı’nın İslam karşıtı olduğunu öne sürerek Batı’yı terk etmemiz gerektiğini iddia ediyor. Ben inanıyorum ki seküler liberal bir toplum bir Müslüman için en iyisidir, çünkü ancak böyle bir toplum bireysel seçim özgürlüğünü kabul eder.</p>
<p>Söyleşi, Ruth Rach /Qantara</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kapalihesap.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kapalihesap.wordpress.com/66/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kapalihesap.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kapalihesap.wordpress.com/66/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kapalihesap.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kapalihesap.wordpress.com/66/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kapalihesap.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kapalihesap.wordpress.com/66/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kapalihesap.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kapalihesap.wordpress.com/66/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kapalihesap.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kapalihesap.wordpress.com/66/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kapalihesap.wordpress.com/66/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kapalihesap.wordpress.com/66/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=66&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/fareena-alam-bizim-tek-bir-sese-ihtiyacimiz-yok/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9367768d51e47815dac71343b8a08a2a?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">kapalihesap</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://timeturk.com/images/news/22435.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">fareenea alam</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Alman müzisyen Julia&#8217;nın hidayet öyküsü</title>
		<link>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/alman-muzisyen-julianin-hidayet-oykusu/</link>
		<comments>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/alman-muzisyen-julianin-hidayet-oykusu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 10:47:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kapalihesap</dc:creator>
				<category><![CDATA[New Müslime's]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kapalihesap.wordpress.com/?p=63</guid>
		<description><![CDATA[Alman müzisyen Julia&#8217;nın, hediye bir kitap ve ardından yaşadıkları sonrası Müslüman oluşunun öyküsü. Ailem, Alman bir aile. Babam Katolik annem ise Protestan’dır. Babam Katolik’ti fakat dindar değildi, dinleri de pek fazla sevmezdi. Annem geceleri dua ederdi, ben de onunla birlikte dua ediyordum. Annem her Pazar erkek kardeşimle beni kiliseye götürürdü. Kiliseye gittiğimde mutlu oluyordum, özellikle [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=63&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="alman müzisyenin " src="http://timeturk.com/images/news/23736.jpg" alt="" width="221" height="181" />Alman müzisyen Julia&#8217;nın, hediye bir kitap ve ardından yaşadıkları sonrası Müslüman oluşunun öyküsü.</p>
<p>Ailem, Alman bir aile. Babam Katolik annem ise Protestan’dır. Babam Katolik’ti fakat dindar değildi, dinleri de pek fazla sevmezdi. Annem geceleri dua ederdi, ben de onunla birlikte dua ediyordum. Annem her Pazar erkek kardeşimle beni kiliseye götürürdü. Kiliseye gittiğimde mutlu oluyordum, özellikle İsa Mesih ve diğer peygamberlerle ilgili hikâyeleri dinlemek beni mutlu ediyordu. Kilisede ve okulda İsa Mesih’in Allah’ın oğlu olduğunu öğrenmiştik; <span id="more-63"></span></p>
<p><strong>ADEM ÖZKÖSE-GERÇEK HAYAT </strong></p>
<p><strong>-Geçmişinizle başlayalım isterseniz.  İslam’la tanışıp Müslüman olana kadar hangi süreçlerden geçtiniz? Sizi tanımak istiyoruz.</strong></p>
<p>Ailem, Alman bir aile. Babam Katolik annem ise Protestan’dır. Babam Katolik’ti fakat dindar değildi, dinleri de pek fazla sevmezdi. Annem geceleri dua ederdi, ben de onunla birlikte dua ediyordum. Annem her Pazar erkek kardeşimle beni kiliseye götürürdü. Kiliseye gittiğimde mutlu oluyordum, özellikle İsa Mesih ve diğer peygamberlerle ilgili hikâyeleri dinlemek beni mutlu ediyordu. Kilisede ve okulda İsa Mesih’in Allah’ın oğlu olduğunu öğrenmiştik; fakat ben bir türlü İsa Mesih’i Allah’ın oğlu olarak hayal edemiyordum. Küçük yaşlardan itibaren İsa Mesih’in Allah’ın oğlu değil de, tıpkı Süleyman ve Davut Peygamber gibi Allah’ın nebilerinden biri olduğuna inandım.</p>
<p><strong>-Niçin böyle inanıyordunuz? Bunun sebebini neydi?</strong></p>
<p>Bilmiyorum. Fakat zihnim ve kalbim İsa Mesih’i Allah’ın oğlu olarak kabul etmiyordu. 14 yaşımdan sonra kiliseye gitmeyi bıraktım; fakat geceleri Allah’a dua etmeye devam ettim. Lise yıllarımda Hippi Felsefesiyle ve Müziğiyle tanışarak hippiliğe ilgi duymaya başladım. Vakitlerimin büyük bir kısmını hippi arkadaşlarımla birlikte geçiriyordum. Hippi olduktan sonra Hıristiyanlığı ve yaptığım duaları tamamen terk ettim. Çünkü dinlerin ve duanın faydasız şeyler olduğunu düşünmeye başlamıştım.</p>
<p><strong>-Nasıl bir felsefeleri ve yaşamları vardır hippilerin?</strong></p>
<p>Hippi Felsefesi’ne göre arzularınıza sınır koymazsınız, siyasetle ilgilenmezsiniz,  doğaya, gezmeye, müziğe ve barış içinde yaşamaya önem verirsiniz. Hippi Felsefesi özgürlüğün insanın içinde olduğunu ve insanın içindeki özgürlüğü keşfetmesi gerektiğini savunur. Hippiler insanların arasında hiçbir farkın olmadığına ve bütün insanların eşit olduğuna inanırlar. Ortak, komün bir hayat sürdürürler fakat komünizme karşıdırlar, çünkü hippiler komünizmin tıpkı dinler gibi insanın yaşamına sınır koyan bir düşünce biçimi olduğunu düşünüyorlar. Hippiler her şeyi birbirleriyle paylaşarak, şarkı söyleyerek hayattan zevk almaya çalışırlar. Paraya hiç önem vermezler. Bizim arkadaş grubumuzun da birkaç evi vardı. Bu evlerde sık sık bir araya gelip partiler düzenlerdik ve bu partilerde genelde ben sahneye çıkardım. Daha sonra Alman Gençler arasında meşhur olmaya farklı şehirlerde konserler vermeye başladım.</p>
<p><strong>-Müzik tarzınız kimlerin veya hangi grupların müziklerine benziyordu?</strong></p>
<p>Kendime Bob Dylan, Pink Floyd, Led Zeppelin ve  The Beatles’i örnek alıyordum. Benim müziğim bir felsefeye dayanıyordu ve daha çok hayatın sırrı, özgürlük, doğa, eşitlik ve insanın zihnindeki karışıklıklar üzerine besteler yapıyordum.</p>
<p><strong>“MÜSLÜMANLARDAN NEFRET EDİYORDUM”</strong></p>
<p><strong>-Daha sonra ne oldu?</strong></p>
<p>Müziğe karşı yeteneğim vardı. Bu nedenle kendimi geliştirmeye karar verdim ve özel bir akademide müzik dersleri almak için 22 yaşımda Londra’ya gittim. İslam’la da ilk olarak Londra’da tanıştım.</p>
<p><strong>-İslam’la tanışmadan önce Müslümanlar hakkında ne düşünüyordunuz?</strong></p>
<p>Müslümanlardan nefret ediyordum ve İslam’ın da tıpkı Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi insanların özgürlüklerini ellerinden alan bir din olduğunu düşünüyordum. Müslümanlar benim gözümde cahil, yaşamdan zevk almayan özgürlüklerini kaybetmiş insanlardı. Onların son derece zayıf olduklarını, bu nedenle de bir yaratıcıya ihtiyaç duyduklarını düşünüyordum.</p>
<p><strong>-İslam’la nasıl tanıştınız? İslam’a giriş öykünüzü merak ediyoruz.</strong></p>
<p>Londra’da Stop Nevengten isimli bir bölgede yaşamaya başladım. Oturduğum bölgede kilise, sinagog ve mescid vardı. Burada tanıştığım Yahudiler ve Müslümanlar çok mutlu insanlardı. Cumartesi günü Yahudilerin, Cuma günü de Müslümanların mutlulukları daha fazla artıyordu. Yahudiler Cumartesi günleri özel yemekler hazırlıyorlardı, Müslümanlar da Cuma günü en güzel elbiselerini giyip mescide gidiyorlardı. Londra’da dinler üzerine düşünmeye ve hippiliği sorgulamaya başladım. Biz hippiler olarak mutlu olmayı, hayattan zevk almayı savunuyorduk; fakat Londra’da gördüğüm Yahudi ve Müslümanlar bizden daha mutlu insanlardı. İnançları onların mutlu olmalarını sağlıyordu. Bir süre Yahudilik üzerine araştırmalar yaptım, onların dini kitaplarını okudum. Bu araştırmalarım sonucu Yahudiliğin milliyetçi bir din olduğu sonucuna ulaştım.  Milliyetçilikten nefret ettiğim için Yahudi olmamaya karar verdim. İslam’a ve Müslümanlara karşı olan olumsuz ön yargılarım nedeniyle İslam’ı araştırmıyordum. Çünkü asla Müslümanlar gibi yaşamayacağımı düşünüyordum.</p>
<p><strong>- Müslümanların yaşamından size zor gelen neydi?</strong></p>
<p>5 vakit namaz kılıyorlardı ve Müslüman Kadınların birçoğu örtülüydü. O dönem örtüneceğimi asla düşünemiyordum.</p>
<p><strong>-Öyleyse Müslüman olmaya nasıl karar verdiniz?</strong></p>
<p>Bir gün Londra sokaklarında yürüyordum ve caddenin birinde gösteri yapan insanlarla karşılaştım. Bu insanlar Kürt’tü ve bir şeyleri protesto ediyorlardı. Kürtçe konuşmalar yapıp sloganlar attıkları için ne dediklerini anlamıyordum. Bu arada caddede kitap satan bir adam gözüme çarptı ve bu adamın yanına giderek O’na bu insanların neyi protesto ettiklerini sordum. “Türkiye’yi, Türk Devleti’ni protesto ediyorlar” dedi.  Pakistanlı olan kitapçıyla tanışıklığımız bu şekilde başladı. Kitapçı bana İslam hakkında ne düşündüğümü sordu. O’na “İslam kadınları ezen, insanlara terör fikrini aşılayan bir dindir” diye cevap verdim. Bu sefer “İslam sizin düşündüğünüz gibi bir din değil, İslam’ın nasıl bir din olduğunu gerçekten öğrenmek ister misiniz?” diye sordu ve benim cevabımı beklemeden anlatmaya başladı.</p>
<p><strong>-Cevabınız ne olacaktı?</strong></p>
<p>“Hayır” diyecektim. İslam’a karşı olan ön yargılarım oldukça sertti ve bu adamı dinlemek istemiyordum. Benden 3 dakika süre istedi ve bana İslam’ı anlatmaya devam etti.</p>
<p><strong>-Pakistanlı Kitap Satıcısı İslam’la ilgili size neler anlattı?</strong></p>
<p>İslam’ın İsa Mesih’in, Davut ve Süleyman Peygamberin gerçek dini olduğunu ve İslam’ın değil; eski zamanlardan kalma bazı geleneklerin kadınları ezdiğini söyledi. İslam’ı araştırırsam çok farklı bir dünyayı keşfedeceğimi ve yaşamın sırrına ulaşacağımı ifade etti. Ben Pakistanlıyı daha fazla dinlemek istemiyordum, bu nedenle kendisine ayrılacağımı söyledim. Bunun üzerine bana bir kitap hediye etti ve “eğer bir gün aramayı düşünürsen beni bu numaradan bulabilirsin” diyerek bana bir telefon numarası verdi. Verdiği kitabı ve numarayı çantama koydum, eve dönünce de Pakistanlıdan aldığım kitabı kitap dolabıma yerleştirdim. Bu kitabı okumayı asla düşünmüyordum; fakat kitap evime girdikten sonra evimde ilginç olaylar olmaya başladı.</p>
<p><strong>-Nasıl ilginç olaylar?</strong></p>
<p>Kitabın etrafında zaman zaman beyaz bir nur halkası beliriyordu. İlk başlarda çok şaşırdım, hayal gördüğümü sandım. Fakat gördüklerim hayal değil; gerçekti. Beyaz bir nur halkası 2 veya 3 dakika Pakistanlının bana verdiği kitabın etrafında geziniyordu, daha sonra kayboluyordu. Bu olay 2-3 günde bir tekrarlanıyordu.</p>
<p><strong>BİR KİTAP, O’NUN HİDAYETİNE VESİLE OLDU</strong></p>
<p><strong>-Anlattıklarınız inanılır gibi değil.</strong></p>
<p>Müslüman oluş hikâyemi anlattığım insanların birçoğu sizin gibi şaşırıyorlar ve inanmak istemiyorlar. Fakat ben bu anlattıklarımı aynen yaşadım. 10 gün geçtikten sonra kitabın etrafını saran nur tamamen ortadan kayboldu. Çok inatçı biriyimdir. Şahit olduğum ilginç olaylara rağmen İslam ve Müslümanlardan nefret ettiğim için Pakistanlı adamın hediye ettiği kitabı okumak istemiyordum. Hatta bir ara kitabın etrafında dolaşan nur halkasının bir büyü, kitabı aldığım Pakistanlının da bir büyücü olabileceğini bile düşündüm. İçimde büyük bir merak olmasına rağmen iki buçuk ay boyunca kendimle mücadele ettim ve kitabı okumadım. İki buçuk ayın sonunda artık dayanamadım ve kitabı okumaya başladım. Kitap gerçekten harikaydı, okudukça mutlu oluyordum ve İslam’ın hakikat olduğunu anlıyordum. Özellikle imanın şartları beni çok etkiledi. İslam bize bütün meleklere, bütün kitaplara, bütün peygamberlere inanmamız gerektiğini söylüyordu. Okuduğum kitap İslam’ın bir deniz olduğunu ve bütün dinlerin bir nehir gibi bu denize aktığını belirtiyordu. Kitabı bitirdikten sonra içimi büyük bir huzur sardı ve gerçeği bulduğumu, Allah’ın bana gerçeği bulmam için aylardır yardımcı olduğunu anladım. İslam’la ilgili zihnimde birkaç soru vardı. Bu soruları cevaplandırmak ve İslam hakkında daha fazla bilgi edinmek için Pakistanlı kitapçının bana verdiği numarayı aradım. Daha sonra adresini alıp, evine gittim. Pakistanlı yaşadıklarımı duyunca şaşırdı ve Allah’ın Müslüman olmam için bana yardımcı olduğunu söyledi. Kendisi ve eşiyle bir ay boyunca İslam hakkında konuştuk. O’nlara sorular sordum ve bu bir ayın sonunda Müslüman olmaya karar verdim.</p>
<p><strong>-Sizi etkileyen kitabın ismi neydi ve kim tarafından yazılmıştı?</strong></p>
<p>Mirza Tahir isimli bir yazar tarafından yazılmıştı. Kitabın ismi de İslam’a Giriş Bilgileri’ydi.<strong> </strong></p>
<p><strong>-1 ay gibi kısa bir sürede Müslüman olmaya karar verdiniz öyle değil mi?</strong></p>
<p>Evet.</p>
<p>-<strong>Nasıl oluyor da bu kadar kısa bir sürede eski hayatınızı terk edip kendinize yepyeni bir hayat kurabiliyorsunuz?  Bu çok zor olsa gerek.</strong></p>
<p>Benim için çok zor olmadı. Zaten Hippi Felsefesi zihnimdeki sorulara cevap veremiyordu. Fakat İslam’ı araştırdıkça zihnimdeki sorulara ikna edici cevaplar bulabiliyordum. Ayrıca İslam’la ilgilendikçe Allah’ın kalbimi açtığını ve Allah’ın sürekli beni gözlemlediğini hissetmeye başlamıştım. Bu daha önce hiç yaşamadığım bir duyguydu.</p>
<p><strong>- Müslüman olmanız çevrenizdekiler tarafından nasıl karşılandı?</strong></p>
<p>Ailem ve arkadaşlarım delirdiğimi düşündüler. Okuluma devam ettim; fakat konser vermeyi bıraktım. Hayranlarım da büyük bir şaşkınlık geçirdiler, fakat ben kararımı vermiştim.</p>
<p><strong>-Müslüman olduktan ne kadar süre sonra örtünmeye karar verdiniz?</strong></p>
<p>İslam’a ilk girdiğim günler sadece namaz vakitlerinde örtünüyordum, diğer vakitler başım açıktı. Önce Allah’ın kadınlardan niçin örtünmelerini istediğini araştırdım. Sonunda şöyle bir sonuca ulaştım: <strong>“ Allah bize değer veriyordu ve bizi korumak istiyordu, bu nedenle de örtünmemizi emrediyordu”.</strong> Rabbimin bu isteğine uymam gerektiğini anlayınca örtünmeye karar verdim.</p>
<p><strong>-İslam hayatınızda neleri değiştirdi?</strong></p>
<p>Her şeyi. Hippiler hayatı kuralsız yaşarlar ve Hippilerin bağlı oldukları ahlak kuralları yoktur. Ben de hayatı böyle yaşıyordum. Hatta zaman zaman uyuşturucu da kullanıyordum. Müslüman olduktan sonra yeni bir hayata başladım, eski arkadaşlarımı ve kötü alışkanlıklarımı terk ettim.</p>
<p><strong>-Şu an müzik çalışmalarınızı sürdürüyor musunuz?</strong></p>
<p>Hayır. Müziği tamamen bıraktım</p>
<p><strong>-Niçin? İslam’ın müziği yasakladığını mı düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Müslüman olmadan önce müziği ruhum için bir ihtiyaç olarak görüyordum. İçimdeki mutsuzluktan, karışıklıklardan müzik sayesinde kurtulmaya çalışıyordum. Fakat şu an çok huzurlu ve mutluyum. Müziğe artık ihtiyacım yok. Ruhuma en çok huzur veren şey ise Kur’an okumak ve dinlemek.</p>
<p><strong>-Uzun zamandır Filisitinli Mültecilerle bir arada Yermük Kampı’nda yaşadığınız duyduk. Bunun özel bir sebebi var mı?</strong></p>
<p>İsrail’in Filistin’de yaptığı zulümlere Müslüman olmadan önce de karşı çıkıyordum. Hatta İsrail işgalini protesto etmek için düzenlenen bazı konserlerde de sahne almıştım. Müslüman olduktan sonra Filistinlilerin hürriyet mücadelelerine olan ilgim daha da arttı. Çünkü O’nlar benim kardeşlerim. Şu an Filistin’in özgürlüğü için düzenlenen bazı etkinliklerde görev alıyorum. Filistinli Mültecilerle yaşama kararını eşimle birlikte aldık. Eşim Londra’da yaşayan bir Filistinliydi, Londra’yı terk edip Suriye’ye gelerek Filistinli Mültecilerle birlikte yaşamaya başladık. Belki ileriki zamanlarda eşimle birlikte Gazze’ye yerleşebiliriz.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kapalihesap.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kapalihesap.wordpress.com/63/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kapalihesap.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kapalihesap.wordpress.com/63/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kapalihesap.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kapalihesap.wordpress.com/63/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kapalihesap.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kapalihesap.wordpress.com/63/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kapalihesap.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kapalihesap.wordpress.com/63/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kapalihesap.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kapalihesap.wordpress.com/63/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kapalihesap.wordpress.com/63/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kapalihesap.wordpress.com/63/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=63&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/alman-muzisyen-julianin-hidayet-oykusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9367768d51e47815dac71343b8a08a2a?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">kapalihesap</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://timeturk.com/images/news/23736.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">alman müzisyenin </media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hz. Meryem de böyle giyiniyordu</title>
		<link>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/hz-meryem-de-boyle-giyiniyordu/</link>
		<comments>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/hz-meryem-de-boyle-giyiniyordu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 10:35:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kapalihesap</dc:creator>
				<category><![CDATA[New Müslime's]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/hz-meryem-de-boyle-giyiniyordu/</guid>
		<description><![CDATA[Teksas&#8217;da kovboy bir babanın kızı ve Hıristiyan olarak doğan Najla Tammy İlhan, üç yıldır İstanbul&#8217;da yaşayan Müslüman bir Amerikalı. “Örtününce Hz.Meryem kıyafetiyle baloya gideceğimi zannettiler” diyen Najla Hanım&#8217;ın tesettürü garip bulan arkadaşlarına sevimli bir tepki gösteriyor: “Jetonları niye düşmüyor anlamıyorum. Hz. Meryem de böyle giyiniyordu” Najla Hanım ile çocukları ve eşiyle yaşadığı Üsküdar&#8217;da Mihrimah Sultan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=56&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="nejla" src="http://timeturk.com/images/news/24156.jpg" alt="" width="203" height="156" />Teksas&#8217;da kovboy bir babanın kızı ve Hıristiyan olarak doğan Najla Tammy İlhan, üç yıldır İstanbul&#8217;da yaşayan Müslüman bir Amerikalı. “Örtününce Hz.Meryem kıyafetiyle baloya gideceğimi zannettiler” diyen Najla Hanım&#8217;ın tesettürü garip bulan arkadaşlarına sevimli bir tepki gösteriyor: “Jetonları niye düşmüyor anlamıyorum. Hz. Meryem de böyle giyiniyordu”</p>
<p><span id="more-56"></span></p>
<p>Najla Hanım ile çocukları ve eşiyle yaşadığı Üsküdar&#8217;da Mihrimah Sultan Camii&#8217;nde buluştuk. Sohbetimiz boyunca hidayetine vesile olan eşinden hep Murat Bey diye bahseden Najla Hanımefendi&#8217;nin yüzündeki tebessüm hiç eksik olmadı. Gözlerine huzuru yansıyan Najla Hanım&#8217;ın samimiyetinden &#8216;denizin içinde ama sudan bihaber balıklar&#8217; olarak öğreneceklerimiz olduğuna inanıyorum. Muhabbetle.</p>
<p><strong>Teksas&#8217;ta bir çiftlikte bir Hıristiyan olarak dünyaya geldiniz ama şimdi bir Müslüman olarak İstanbul&#8217;dasınız. Nasıl hissediyorsunuz?</strong></p>
<p>Allah&#8217;a şükürler olsun. Çok iyiyim. Mutluyum.</p>
<p><strong>Müslüman olmanıza vesile olan Murat Bey&#8217;le ne zaman, nasıl tanıştınız?</strong></p>
<p>Biz Amerika&#8217;da üniversitede okurken, bir kano gezisinde tanıştık. Ben işletme, Murat Bey Bilgisayar Mühendisliği okuyordu. Yaklaşık 18 yıl oldu. Müslüman oldum, evlendik, bir oğlumuz ve bir kızımız var. Üç yıl önce Türkiye&#8217;ye geldik.</p>
<p><strong>Bir çiftlikte yaşarken İstanbul&#8217;a Türkiye&#8217;ye alışmak zor olmadı mı?</strong></p>
<p>Amerika&#8217;da iken önce çiftlikteydik ama daha sonra Dallas&#8217;a göçettik. Tabi ki Dallas çok daha sakin. Buraya gelince iki şey çok dikkatimi çekti. Birincisi Dallas&#8217;ta sokakta kimse yok. Türkiye&#8217;de ise sokakta insan olmayan hiçbir zamanı bulamazsınız. İkincisi burada güzel şarkı söyleyen kuşlar yok. Dallas&#8217;ta kuşların sesleriyle uyanıyordum… Burada ilk gün martı sesleriyle uyandım. O kadar garip geldi ki. Eşim “Kendini üzme onları deniz tavukları olarak algıla” dedi. (Gülüyor) Alışmak epey sürdü.</p>
<p><strong>İstanbul ve çevresinde size Dallas&#8217;ı hatırlatan yerler yok mu?</strong></p>
<p>Dallas da yeterince doğal değildi. Bir buçuk saat yol giderdik babamın çiftliğine ulaşmak için. Burada özellikle Kartepe tarafını, dağları çok seviyorum. Yedigöller&#8217;i Abant&#8217;ı çok sevdim. Oralar beni çekiyor biraz. Kuş seslerini orada bulabiliyorum.</p>
<p><strong>Amerika&#8217;da bıraktıklarınızı özlüyor musunuz?</strong></p>
<p>Tabi ki. Sadece ailemi değil. Benim için herkes orada kaldı. Müslüman olduktan sonra tanıdığım insanları da özlüyorum. Hepsi de güzel insanlar. Ama şu anki komşularımdan çok mutluyum. Burada yaşamaktan memnunum.</p>
<p><strong>Aileniz ne yapıyor orada?</strong></p>
<p>Babam Dallas&#8217;ta yaşıyor ve müstakil ahşap evler yapıyor. Marangoz ile mimar arasında bir yerde. Annem üç sefer evlendi ve boşandı. Kardeşlerim var.</p>
<p><strong>Amerika&#8217;da rahat bir hayat yaşamanız hidayete ulaşmanızda vesile oldu mu? Geçim sıkıntısı çekmeyen birinin doğruyu bulması daha mı kolay?</strong></p>
<p>Maddi rahatlık bir etken elbette. Ama iç sıkıntılarım, ailevi sıkıntılar da önemli. Her Amerikalı&#8217;nın rahat bir hayat sürdüğünü düşünmek yanlış. Rahat hayat süren insanın da içine bakmak lazım. Her şey var gibi görünüyor ama o kadar borç yükü altındasınız ki… Ellerindeki herşey bankanın. Kredi kartları ve faizlerle yaşıyorlar. İç dünyaları çok sıkıntılı… İçki tüketimi çok fazla. İnsanlar ailelerine zaman harcamıyor, yalnızlar. Çocukların yarısından fazlasının anne ve babası birlikte değil.</p>
<p><strong>Siz de bu Amerikalı çocuklardan biri miydiniz?</strong></p>
<p>Tabi ki. Bu sorunların bir çoğunu ben de yaşıyordum. Ama elimizde İslamiyet gibi bir çözüm yoktu.</p>
<p><strong>ARADIĞIM HİKMETİ HADİSLERDE BULDUM</strong></p>
<p><strong>Kitabınızda hidayete erme sürecinizdeki en önemli unsurlardan biri olarak İmam Nebevi&#8217;nin 40 Hadis kitabını gösteriyorsunuz. Ne buldunuz o kitapta?</strong></p>
<p>Tabi ki ilk başta eşim Murat Bey bu ilhamı verdi. Ama aradığım hikmeti eşimin bana getirdiği 40 Hadis kitabı içerisinde buldum. En çok ilgimi çeken Hz Muhammed&#8217;e ait sözlerin hepsinin de doğru olmasıydı. Bir atasözü genel olarak doğrudur ama bazı durumlar için geçerli değildir. Hadisler öyle değildi, her zaman ve her şartta doğru olan sözlerdi.</p>
<p><strong>Tesettüre girme ve başörtüsünü takma süreci nasıl gelişti?</strong></p>
<p>Henüz Müslüman olmadan önce, İslam&#8217;ı öğrenirken Murat Bey dedi ki, “Biraz uzun giy, insanlar sana doğru baksınlar.” “Tamam” dedim ve biraz uzun giymeye başladım. Sonra bir gün, “Evde bir eşarbın var mı” diye sordu. “Var” dedim. “Takabilir misin” dedi. “Niye” diye sordum. “Bu nasıl bir şey, bunun üzerinde düşünmeni istiyorum.” dedi. İlk başta tabi ki şaşırdım, çok değişik geldi. Öylece bıraktı Murat Bey. Hiç ısrar etmedi. Bir süre düşündüm. Gördüm ki, kültürüme yabancı bir şey değil. Kraliçeler ve ünlü oyuncular özgür olarak dışarıya çıkmak istediklerinde eşarp takıyordu. Kovboy filmlerinde hanımlar uzun elbise giyer ve bone tarzında eşarp takardı. Her ne kadar bırakılmış olsa da sonuçta benim kültürüme ait bir şeydi.</p>
<p><strong>Çevrenizdekiler örtünmenizi nasıl karşıladı?</strong></p>
<p>Müslüman olduktan sonra annemi ziyarete gidince kapıdan girer girmez, erkek misafiri “Sen Noel balosuna Hz.Meryem kıyafetiyle mi gideceksin” diye sordu. Ben “Hayır her zaman böyle giyiyorum” dedim. Kostüm zannetti yani. Bu bana çok enteresan geliyor. Niye insanların jetonu düşmüyor anlamıyorum. Hz. Meryem gibi giyinmek yanlış mı?</p>
<p><strong>Neden Nejla ismini seçtiniz?</strong></p>
<p>Annem bana “Sen kör oldun. Gerçeği göremiyorsun. Bu Türk çocuğu sevdin diye Müslümanlığı kabul ediyorsun” dedi. Tersine gözlerim açık. Bu yüzden de daha geniş gören anlamına gelen Nejla ismini seçtim. Çünkü geniş görebilen gözden içeri daha fazla ışık girer.</p>
<p><strong>Eşiniz sizinle tanıştığında İslami bilinçte değilmiş öyle mi?</strong></p>
<p>Evet. Eşim de İslam&#8217;ı tam yaşamıyormuş, yeni öğreniyormuş. Ben bunu 15 sene sonra öğrendim. (Tebessüm ediyor) Benim sorduğum sorulardan sonra gidip araştırıp kendisi öğrenip sonra da bana anlatıyormuş.</p>
<p><strong>Amerika&#8217;da Hıristiyan iken inandığınız gibi yaşamaya çalıştığınızı ama engeller çıktığını anlatıyorsunuz. Türkiye&#8217;de benzer bir sıkıntı yaşadınız mı hiç?</strong></p>
<p>Hamdolsun yaşamadım. Burada İslam&#8217;ı biraz daha doğru yaşamaya çalışıyoruz. Mesela faizsiz bankalar var, camiler her tarafta. Namaz kılma yönünden sıkıntınız yok. Ama tabi ki sonuçta burası bir seküler ülke. Tam manasıyla İslami bir ortam yok ama idare edebiliyoruz.</p>
<p><strong>Türklerin İslami yaşantısını nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Benim en çok takıldığım nokta nazar boncukları. Onu görünce içim sıkılıyor. Allah&#8217;tan başka bir şeyden neden medet umulur ki!</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;deki kadınların örtünme biçimlerini nasıl buluyorsunuz?</strong></p>
<p>Örtünme biçimleri çok değişik Türkiye&#8217;de. Fazla önemsenmiyor sanki. Marka giymeden sokağa çıkmamak gibi bir düşünce, özellikle Müslüman kadınlar için, bence çok tuhaf. Dünyada aç insanlar var.</p>
<p><strong>Siz nasıl karşılıyorsunuz giyim ihtiyacınızı?</strong></p>
<p>Fiyat olarak uygun bir şey varsa giyerim tabi ki ama aşırı bir fiyata bir elbise almam.</p>
<p><strong>Amerika&#8217;da tesettür giyim konusunda sıkıntınız oluyor muydu?</strong></p>
<p>Orada uzun bir şey bulmak çok zor. Araplara ait giyim mağazalarından alıyordum. Pardesü giyiyordum. Ama burada pardesü giyince ters bakıyorlar. Onu mu giyeceksin gibi laflar duyuyorum. Amerika rahat. Kimse karışmıyor. Ama burada bir şekil bekleniyor.</p>
<p><strong>Babam dürüst bir kovboy</strong></p>
<p><strong>Babanız bir kovboymuş. Teksas&#8217;ta hala &#8216;kovboy&#8217; yaşantısı sürenler var mı?</strong></p>
<p>Öyle insanlar var. Babam da onlar içinde sayılır. Ben doğmadan önce babam çalıştığı üniversitenin at çiftliğinin müdürüydü. Kendi çiftliğimiz de vardı. Babam hala böyle bir çiftlikte yaşıyor.</p>
<p><strong>Filmlerdeki kovboylukla tanık olduğunuz &#8216;kovboy baba&#8217; arasında benzerlik var mı?</strong></p>
<p>Filmlerde çok abartılıyor ve kolay gösteriliyor ama o hayat çok zor. Soğukta, yağmur altında atlarla, diğer hayvanlarınla uğraşırsın ve geçinmeye çalışırsın.</p>
<p><strong>Teksas&#8217;ta insanlar hala silahı seviyor mu?</strong></p>
<p><img style="width:220px;height:198px;" src="http://kapalihesap.files.wordpress.com/2008/11/24156.jpg?w=220&#038;h=225" border="0" alt="24156" width="220" height="225" /></p>
<p>Hala silah taşıyan insanlar var. Arabalarında bulunduran çok kişi var. Özellikle tüfek kullanıyorlar. Babamın da böyle bir tüfeği var. Ama tabi ki artık kimse birbirine silah çekmiyor. (gülüyor)</p>
<p><strong>Babanızın size güzel öğütlerinizden bahsediyorsunuz. Hidayete ermenizde babanızın etkisi oldu mu?</strong></p>
<p>Evet. Elbette. Çok yüksek bir yerde. Dürüst bir insan. Yanlış yapmayan bir insan. Ticarette dürüstlüğünden asla taviz vermez. Ama en büyük eksikliği Allah&#8217;ü Teala&#8217;yı bilmemesi.</p>
<p><strong>Ona her hangi bir telkinde bulundunuz mu? Müslüman olması için?</strong></p>
<p>İlk başka kendim öğrenirken çok heyecanlıydım. Ona da anlatmak istedim ama dinlemek istemedi. Problem çıktı. Ortak noktayı bulduk ve Kafirun Suresi&#8217;ndeki gibi. “Sen senin yoluna ben benim yoluma” dedik. Sonuçta hidayete ulaşacaksa Allah&#8217;ın koyduğu bir vakit var. Ama ona “geç kalma İsa Aleyhisselam geldiğinde belki sen yaşamazsın” diyorum. Daha fazla ısrar etmiyorum. Çünkü İslam&#8217;da ısrar yok. Sadece İslamiyet&#8217;in büyüklere saygı, misafirperverlik, cömertlik güzelliklerini gösteriyorum.</p>
<p><strong>Babanız Türkiye&#8217;ye geldi mi?</strong></p>
<p>Evet, iki kez geldi. Burayı ziyaret etmeyen birisi Türkiye&#8217;yi sorunca babam “Avrupalı ülkelerden en sıcak olanı. Biliyorum ki İslamiyetten kaynaklanıyor” dedi. Yani bunu görebiliyor babam. İnşallah zihninde sorular oluşur ve o da Müslüman olmayı ister.</p>
<p><strong>RecepYeter / Yeni Şafak Pazar Eki</strong></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kapalihesap.wordpress.com/56/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kapalihesap.wordpress.com/56/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kapalihesap.wordpress.com/56/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kapalihesap.wordpress.com/56/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kapalihesap.wordpress.com/56/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kapalihesap.wordpress.com/56/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kapalihesap.wordpress.com/56/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kapalihesap.wordpress.com/56/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kapalihesap.wordpress.com/56/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kapalihesap.wordpress.com/56/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kapalihesap.wordpress.com/56/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kapalihesap.wordpress.com/56/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kapalihesap.wordpress.com/56/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kapalihesap.wordpress.com/56/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=56&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/11/13/hz-meryem-de-boyle-giyiniyordu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9367768d51e47815dac71343b8a08a2a?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">kapalihesap</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://timeturk.com/images/news/24156.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">nejla</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://kapalihesap.files.wordpress.com/2008/11/24156.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">24156</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Başörtülüyken kendimi daha özgür hissettim</title>
		<link>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/10/13/basortuluyken-kendimi-daha-ozgur-hissettim/</link>
		<comments>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/10/13/basortuluyken-kendimi-daha-ozgur-hissettim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2008 08:06:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kapalihesap</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başörtü Hisleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kapalihesap.wordpress.com/?p=47</guid>
		<description><![CDATA[Amerikalı feminist yazar Naomi Wolf&#8217;dan ses getirecek bir makale, Wolf, “Die Welt” gazetesinde yayınlanan makalesinde‚ başörtüsünü ve ‘müslüman kadını’ değerlendirdi. Emine K. Arslaner / TIMETURK / Almanya Amerikalı feminist yazar Naomi Wolf&#8217;tan çok konuşulacak bir makale. Wolf, Alman &#8220;Die Welt&#8221; gazetesinden yayımlanan makalesinde başörtüsünü ve &#8216;müslüman kadını&#8217; konu edindi. Başörtüsünün Batı’da, kadınlar üzerinde kurulan tahakkümün [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=47&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal c2"><img class="alignleft" title="wolf" src="http://timeturk.com/images/news/22780.jpg" alt="" width="180" height="143" />Amerikalı feminist yazar Naomi Wolf&#8217;dan ses getirecek bir makale, Wolf, “Die Welt” gazetesinde yayınlanan makalesinde‚ başörtüsünü ve ‘müslüman kadını’ değerlendirdi.</p>
<p class="MsoNormal c2">
<p class="MsoNormal c2">
<p class="MsoNormal c2">
<p class="MsoNormal c2"><span id="more-47"></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1" lang="TR"><strong>Emine K. Arslaner / TIMETURK / Almanya</strong></span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1" lang="TR">Amerikalı feminist yazar Naomi Wolf&#8217;tan çok konuşulacak bir makale. Wolf, Alman &#8220;Die Welt&#8221; gazetesinden yayımlanan makalesinde başörtüsünü ve &#8216;müslüman kadını&#8217; konu edindi.</span></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1" lang="TR">Başörtüsünün Batı’da, kadınlar üzerinde kurulan tahakkümün bir işareti olarak algılandığını ifade eden yazar, bunun yanlış olduğunu, bilakis başörtüsünün bir cazibe aracı olduğunu iddia etti. İslam ülkelerine yaptığı yolculuklarda edindiği izlenimleri nakleden Wolf, çarpıcı mesajlarla dolu yazısında, “<em class="c3">Fas’da Şalvar giydim ve başörtüsü taktım. Çarşıda göğüslerimin biçimini göstermeyen, bacaklarımın formunu belli etmeyen kıyafetler içinde ve saçlarım omuzlarımda dalgalanmadan dolaşırken, o güne kadar hiç tanımadığım, huzurlu ve dingin bir duygu kapladı içimi. Kendimi gerçekten özgür hissediyordum</em>“ dedi. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c4"><span class="c1" lang="TR">Müslümanlar cinselliklerini sokakta yaşamıyorlar</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1" lang="TR">İslam ülkelerine yaptığı bu yolculuklarda hep müslüman kadınlarla birlikte olduğunu belirttiği yazısında, müslüman kadınların hiç de sanıldıkları gibi sinik ve köle ruhlu olmadıklarını dile getiren Amerikalı yazar; “<em class="c3">Müslüman kadınlar şehvete yabancı değiller ama, cinsel hayatlarını banallığa dökmüyorlar ve her fırsatta, en yıpratıcı şekilde teşhir etmiyorlar</em>” dedi.</span></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c4"><span class="c1" lang="TR">Batılı erkekler epidemi hastası ve libidoları düşük</span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1" lang="TR">Naomi Wolf, yazısında Batı’nın müslüman kadınlarla ilgili önyargılı yaklaşımını da şiddetle yerdi. “<em class="c3">Avrupa’da; her sokak başında, köşesinde bucağında pornografi ve cinsel tahrik içerikli resimlerle büyüyen genç delikanlılar arasında epidemi hızla ilerliyor ve bu gençler arasında libido düşüklüklerine rastlanıyor</em>” diyen feminist yazar, geleneklerine bağlı kültürlerde cinsel gücün doğasına çok daha uygun şekilde korunduğunu öne sürdü. </span></p>
<p class="MsoNormal c2"><strong class="c4"><span class="c1" lang="TR">Naomi Wolf kimdir? </span></strong></p>
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1" lang="TR">1962 doğumlu Amerikalı feminist yazar; US-Demokrasi Birliği ve Amerikan Barış Hareketi’nin kurucularından ve üçüncü dalga feminist hareketin öncülerindendir. 1991 yılında yayınlanan “The Beauty Myth” adlı kitabı uzun süre çok satanlar listesinden düşmedi. Kadınların moda ve güzellik endüstrileri tarafından nasıl sömürüldüğünü analiz eden bu kapsamlı çalışması 90’ların en önemli feminist yayınlarından biri olarak kabul edilir. 1993 yılında “Fire With Fire”, 1997’de ergenlik ve kadın cinselliği üzerine “Promiscuities”, 2001’de ise “Misconception” adlı kitapları yayınlandı. 1996&#8242;da Clinton&#8217;ın, 2000’de ise Al Gore&#8217;un seçim kampanyalarında kadın seçmenlere ulaşmak üzere çalışmalar yapmış ve Camilla Paglia tarafından “yuppie feminist” olarak tanımlanmıştır. 2005 yılında &#8220;The tree house: eccentric wisdom from my father on how to live, love, and see&#8221; adlı çalışmasını yayınlayan Wolf, orta yaş krizini yaratıcılığa dönüştürme yöntemlerinden bahsederken, daha önce “The Beauty Myth” ile kendisini destekleyen feministler tarafından karşı çıktığı ataerkil yapıyı kabullenmiş olmakla tenkit edilmiştir. Naomi Wolf, kısa süre önce yayınlanan “Give me Liberty: How to Become an American Revolutionary” isimli enteresan çalışmasıyla da yine adından söz ettirmeyi başarmıştır. </span></p>
<p class="MsoNormal c2">
<p class="MsoNormal c2"><span class="c1" lang="TR">Alman medyasında uzun süre konuşulan ve özellikle feminist çevrelerden yoğun tepkiler alan bu ilginç yazıyı sizler için Türkçeye çevirdik.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span class="c1" lang="TR"><strong>Naomi Wolf*</strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span class="c1" lang="TR">Avrupa veya Amerika’nın herhangi bir şehrinin kalabalık caddelerinden birinde, ayak bileklerine kadar uzanan siyah örtüler içinde bir kadının yürüdüğünü düşünün. Mini etekli, askılı bluzlu, kısa pantolonlu kadınların arasından; iç çamaşırları içinde veya handiyse çırılçıplak vaziyette şehvetli bakışlar fırlatan kadın resimlerinin kullanıldığı reklam panolarının kıyısından yürüsün gitsin&#8230; Batı’yı, İslam’ın toplumsal ahlak anlayışını imleyen bu sahnedeki sembolik karakterden daha çok rahatsız edebilecek bir resim düşünebiliyor musunuz? </span></p>
<p class="MsoNormal"><span class="c1" lang="TR">İdeolojik katliamlar genellikle kadın bedenine tutuşturulan amblemler üzerinden icra edilmiştir. Batı’daki İslamfobi de bir istisna değildir. Fransa, okullarına başörtüsü yasağını getirerek “tesettür”ü Batılı değerlerin salt kadına biçtiği statüyü ve genel geçerliliklerini korumak için bir araç olarak kullandı. Amerika’nın Afganistan’ı işgal gerekçelerinden biri de Taliban’ın kadınlara koyduğu (güya) makyaj ve saç boyası yasağıydı. Taliban’ın mağlubiyetinin ardından Batılı gazeteciler ballandıra ballandıra, Afganistanlı kadınların nasıl da örtülerini attıklarını anlatıp durdular&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal"><span class="c1" lang="TR">Acaba biz Batı’da; müslümanların cinsel ahlak anlayışlarını, bilahare müslüman kadınların tesettüre bürünme nedenlerini, yani çarşaf veya başörtüsünün arka planında yatan hakikatleri radikal bir üslupla yanlış yorumluyor olabilir miyiz? Peki ya, kadınları baskı altında tutmak ve onlara hükmetmek için kullandığımız kendi yerli markalarımıza karşı niçin bu kadar körüz? </span></p>
<p class="MsoNormal"><span class="c1" lang="TR">Batı; tesettürü, kadına ve cinselliğine karşı kullanılan bir baskı aracı olarak yorumlar. Oysa ben, İslam ülkelerinden gelen davetler üzerine yaptığım seyahatlerde, özellikle kadınlardan oluşan sohbet meclislerinde; müslüman algının, zahiri görüntüsü ve cinselliği için tercih ettiği kriterlerin kökeninde baskının değil, Tanrı’ya ve zevceye karşı duyulan ince bir minnettarlığın, özel ve kamusal yaşamı birbirinden ayıran güçlü bir zekanın yattığını müşahede ettim. İslam cinselliği baskı altına almıyor. İslam’ın cinsel yaşamı ait olduğu çerçevenin içine, yani izdivaca; aile hayatına destek olabileceği, yuvanın içindeki ilişkileri güvence altına alabileceği merkez alana iten yapıcı bir karakteri var. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span class="c1" lang="TR">Fas, Cezayir ve Mısır’da ziyaret ettiğim evlerin dışındaki dünya tamamıyla edebe ve iffete göre tanzim edilmişti. Ancak, bu evlerin içindeki kadınların hepsi, bütün dünya kadınları gibi; eğlenceyle, işve ve cilveyle gayet yakından ilgiliydiler. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span class="c1" lang="TR">Her evli kadının çantasında veya yatak odasında bulunabilen; Victoria Secret çamaşırları, zarif kıyafetler, cilt losyonları mahremiyet içinde korunan sağlıklı bir cinsel hayata dair ipuçları veriyordu. Seyrettiğim bir düğün videosunda, eşine bir parçasıymışçasına tutunarak dans eden gelin ve dünya güzeli eşini büyük bir onurla kolunda taşıyan damat, müslüman kadınların romantizme hiç de yabancı olmadıklarını anlatıyordu. Bittabi, müslüman kadınlar da, erkekler de cinselliklerini banalliğe dökmüyorlar ve her fırsatta, en yıpratıcı şekilde teşhir etmiyorlardı. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span class="c1" lang="TR">Gerçekten de, konuştuğum çoğu müslüman kadın çarşaf veya başörtüsü yüzünden köleleştirilmiş gibi hissetmiyordu kendisini. Bilakis kendilerini, cebren eşyalaştıran, en aşağılayıcı surette seksüel objeye indirgeyecek kirli bakışlara maruz bırakan Batılı anlayıştan uzak hissediyorlardı. Konuştuğum birçok kadın duygularını şu cümlelerle izah ediyordu; “<em class="c2">Açık giyindiğim takdirde erkekler sulanacak ve beni eşya haline getirecekler ya da ben kendi bedenimi dergilerdeki mankenlerin standartlaştırılmış ölçüleriyle kıyaslayıp duracağım ki, bu çok zor ve stresli olacak. Hele de yaş ilerledikçe her şey daha zor olacak. Hepsini bir kenara bırakalım, sürekli vitrinde durmak ne kadar zor bir şeydir. Başörtüsüyle veya çarşaf içinde insanlar beni bir birey olarak görüyorlar, meta olarak değil ve bana saygı duyuyorlar</em>”. Bu resim geleneksel Batılı feministi yansıtmıyor ama Batılı feministin duygularıyla örtüşüyor.<span class="c3"> </span> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span class="c1" lang="TR">Bizzat yaşadığım bir olayı aktarmak istiyorum. Bir Fas ziyaretlerimin birinde başımı örttüm ve o yörenin geleneksel kıyafeti olan <strong class="c4">şalvar-kamis</strong> giydim ve pazarda dolaştım. Evet, insanların bana yansıttıkları sıcak ilgi, Avrupalı bir kadının kendileri gibi giyinmesinden dolayı duydukları sempatiye dayanıyordu. Bu ilgi bir tarafa; göğüslerimin biçimini göstermeyen, bacaklarımın formunu belli etmeyen kıyafetler içinde ve saçlarım omuzlarımda dalgalanmadan dolaşırken, o güne kadar hiç tanımadığım, huzurlu ve dingin bir duygu kapladı içimi. Kendimi gerçekten özgür hissediyordum.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span class="c1" lang="TR">Müslüman kadınlar yalnız değil. Batılı gelenek, cinselliğin her türlüsünü, hatta evlilik içinde cereyan eden halini bile bir “günah” olarak sunuyor. İslam ve Musevilik ruhu bedenden koparan böyle bir uygulamayı kabul etmiyor. Her iki kültürde de evliliğin sınırları, yani kendi mahremiyeti içinde yaşanan cinsel yaşam Tanrı’nın rahmetinin tecellisi olarak görülüyor ve kutsal kabul ediliyor. Bu durum Müslüman ve Yahudi-Ortadoks kadınların, niçin edepli kıyafetler içinde çok daha özgür bir ruh halini tasvir ettiklerini ve dahası, evlilik hayatlarında niçin -batılı dünyaya oldukça yabancı bir- ruhsal ve bedensel tatminden bahsettiklerini açıklıyor. Eğer seks mahrem kalırsa ve o, kutsal sayılan sınırlar içine çekilirse ve eğer bir erkek kendi karısını veya başka kadınları bütün gün çırılçıplak vaziyette izlemek zorunda kalmazsa ve tabi, çarşaf veya başörtüsü dört duvarın dokunulmazlığı içinde soyunulup atılırsa; içgüdüler çok daha güçlü bir şekilde harekete geçecek, cinsel güç ivme kazanacaktır. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span class="c1" lang="TR">Her sokağın köşesine, ötesine berisine iliştirilmiş, pornografi ve seksüel tahrik içerikli resimler arasında büyüyen ve aslında gayet sağlıklı olan Avrupalı delikanlılar arasında epidemi gittikçe yaygınlaşıyor ve libido düşüklüklerine rastlanıyor. Seksüelliğin mahrem şekilde yaşandığı, geleneklerine bağlı kültürlerde cinsel gücün seviyesini tahmin etmek hiç güç olmayacaktır. Cinselliğin daha tutucu bir anlayışa dayandığı kültürlerde yaşayan kadınların ve erkeklerin birikimlerinden istifade etmeye çalışmak gerekiyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span class="c1" lang="TR">Amacım, İslam dünyasında tesettürü, kadınlara uygulanan baskının bir tezahürü olarak gören rehber kadınları ekarte etmek değil. Bunların hepsi özgür iradeye dayanması gereken meseleler. Biz sadece, İngiltere’de veya Fransa’da seçimini başörtüsünden yana yapmış bir kadının, üzerinde vahşi bir baskı olması gerektiği önyargısını taşımaktan vazgeçmeliyiz. Bütün bunlardan çok daha önemli bir sorun var; Eğer yaşlanmak, anne olmak, çalışmak veya çalışmamak, mistik bir varlık olarak kabul edilmek veya edilmemek, dahası; <span class="c5">Madison Avenue caddesindeki dayatmalara gözlerimizi kapayarak; kendi mini eteğimizi, kendi strecimizi kendi bireysel tercihimizle seçebilmek gibi basit özgürlüklerden mahrum olduğumuz bir dünyada yaşıyorsak, oturup kadın özgürlüğünden ne anladığımızı detaylı bir şekilde yeniden düşünmemiz gerekiyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><span class="c1 c5" lang="TR"><strong>*Amerikalı feminist yazar.</strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span class="c1" lang="TR"><strong>Bu makale Emine K. Arslaner tarafından Timeturk.com için çevrilmiştir.</strong></span></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kapalihesap.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kapalihesap.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kapalihesap.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kapalihesap.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kapalihesap.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kapalihesap.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kapalihesap.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kapalihesap.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kapalihesap.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kapalihesap.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kapalihesap.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kapalihesap.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kapalihesap.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kapalihesap.wordpress.com/47/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kapalihesap.wordpress.com&amp;blog=4782267&amp;post=47&amp;subd=kapalihesap&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kapalihesap.wordpress.com/2008/10/13/basortuluyken-kendimi-daha-ozgur-hissettim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/9367768d51e47815dac71343b8a08a2a?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">kapalihesap</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://timeturk.com/images/news/22780.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">wolf</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
